8 Mart dünya kadınlar günü:
 

Çağımızda sermaye birikim modelindeki değişim ve ne- liberal politikalar, sermayeye sınırsız olanaklar sunarken; yoksulluğu derinleştirmekte toplumsal muhalefet hareketlerini ve emek hareketini parçalayarak güçsüzleştirmektedir. Bu sürecin en fazla mağduru olan kadınlar ekonomik, sosyal ve siyasal yaşamdan hızla dışlanmakta, emeğimiz değersizleşmekte ve bedenimiz metalaşmaktadır. Sermayenin küreselleşmesinin yarattığı, giderek derinleşen yoksulluk, artarak devam eden şiddet, artık kadınları sadece kendileri için değil insanlık için başka bir dünyanın resmini yapmaya başlamak durumunda bırakılmışlardır. Yaşadığımız yerlerde ütopyamız toplumsallaşmış bir kadın hareketinin öncülerinin yaratılması olmalıdır.

 

Çünkü hayatın her alanında üreten ve yaratan ama emeği görülmeyen biz kadınlar toplumsal muhalefet hareketi içinde hak ettiğimiz yeri  ( bile alamıyoruz) almalıyız Ve dönüştürücü bir iradeyi açığa çıkarmalıyız. Bu gün ülkemizde kadınların yaşadıklarına yüzümüzü döndüğümüzde  tablo canımızı acıtmaktadır. Cinsel tacize uğrayan çocukların ve kadınların gittikçe artmış, namus cinayetleri Avrupa’nın ortasında işlenir duruma gelmiştir. Din bezirgânlarının son sürat gelişmesi nerde ise kadınları  tekrar orta çağa geriletecek duruma getirildi. İşin garip yanı ise; Allaha inanan erkeklerin modern, kravatlı ve yazın kısa ve atletle gezerken, kadınların simsiyah  çarşafların  içinde kaybolmaya razı oldukları. Hiç mi düşünülmüyor yaratan bu insanları kadınlı, erkekli yarattı öyle ise niçin erkeklere olanca özgürlükler verirken kendi yarattığı kadının niçin özgürlüğünü erkeğin eline veriyor? Bunda bir çelişki yok mu? Binlerce sene önce söylenenler  bu gün ne derece günümüzle bağdaşabiliyor?( Bir söz vardır ben ailemden ileriyim çocuklarımda benden) 

 

Bu gün tekniğin en son aşamasıyla ilim, bilim evlerimize kadar girmiş durumda.  Adım atmamıza en iyi şekilde yardımcı  olması gerekirken, bizlerin hurafelerle ve Alevi kadınlarının da İslam’ın içinde miyiz, dışında mıyız la vakitlerini boşa harcamaları yaşam mücadelesinde gündemi sapıtarak toplumsal mücadeleye vurulan darbelere bilerek ve ya bilmeyerek yardımcı olmalarıdır. Haklar verilmez alınır diyoruz ama hala bilim dışı şeylerle aramıza dağlar örmeye çalışıyoruz Eğer böyle devam eder de uyanmazsak haklarımızı değil, nerde ise; töre cinayetleri ile şerefimizi de kaybedeceğiz.

 

Çocuklarımıza, özgür ve korkusuz yaşamaları için temiz bir toplum bırakmak ellerimizde yeter ki bizler kabuklarımızı kıralım. Eğer bizler uyumaya devam edersek; burjuvazi 8 martların bile içini boşaltarak erkeklerin senede bir defa kadınlara çiçek verme günü olarak kutlatacaklar. Bu günkü tekel işçileri gibi direnerek kazanılan 8 mart emekçi kadınlar günü, burjuva kadınlarının .eğlence gününe çevrilecek, buna asla müsaade edilmemeli ve bunun içinde mücadele azmimizi,birliğimizi korumalıyız.8 mart dünya emekçi  kadınlar gününü kutlar, bu günü bedeller ödeyerek bizlere armağan eden bütün değerlerimizi de saygıyla, hürmetle selamlarım.


Yepyeni bir güneş doğar

Dağların doruklarından
Mutlu bir hayat filizlenir

Kavganın ufuklarından
Gün gelir, gün gelir.

Zorbalar kalmaz gider.

 

En derin sevgilerimle
Hatice Bozkurt
(Kızılyıldız)

 

Not: Ben bu yazıyı yazarken milliyet gazetesinden  Almanya’da mahalle baskısı başlığı altında bir yazı okudum. Aslında bu hususta uzun yazmayı isterdim ama kısaca da olsa değinmek istiyorum çünkü bu da kadınları çok ilgilendiriyor. Evet; milliyet bu baskıyı marketlere  yapıldığında duydu, bizler senelerdir en katmerlisini yaşadık ve yaşıyoruz. Hem de bu baskılara karşı olduğunu söyleyen toplumların içinde. Demek ki; değişim istiyorum demekle insanlar değişemiyor, bu tam bir sistem işi.  Sistem öyle insanlar yarattı ki; kendi savunduğu şeylere bile bu gün saldıran. Tek istekleri egoizm ve çıkar olan  tam da topluma uygun hem de çok rağbet gören çirkef insan tipi. Bu ancak top yekin bir yok olmayla temizlenebilecek duruma geldi. Alevi açılımı, Kürt açılımı bunlar bahane bu açılımlar ancak Recep beye yarayacaktır.