Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

  

Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde

Hakkın yarattığı her şey, yerli yerinde

Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok.

Noksanlık da eksiklik de, senin görüşlerinde

H. Bektaş Veli

 

8 Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak 1910 yılında Kopenhag’ta (Son günlerde şiddetli çatışmalara sebep olan ‘’Ungdomshus’’ gençlik binasında) o zamanki adıyla ‘’Folkets Hus’’  halk evinde, toplanan uluslararası kadın konferansında kabul edildi. Clara Zetkin gibi sosyalist kadın önderlerin o günlerde başlattığı, eşit haklar mücadelesi bir çok alanda halen güncelliğini koruyor.. Kadınların toplumdaki yerini eşitlik temelinde alması için her günün, kadınlar günü olması gerekir. Çünkü; kadınların asırlardır birikmiş, eşitsizliğe, baskıya, şiddete, dışlanmaya ve ayrımcılığa maruz kalmış sorunları halen çözüm beklemektedir. Özel ve kamusal alanın erkek egemen düşünce ile yapılanmasının sonuçları, kadınlara ayrımcılık, şiddet ve sosyal baskı/dışlanma olarak yansımaktadır.

 

Kadınlar iş yaşamından dışlanmakta, erkeklere oranla daha düşük ücretlerle çalıştırılmaktadır. Özellikle tarım ve sanayi kesiminde kadına, sömürü düzeninin ucuz işgücü gözüyle bakılmaktadır. Mesleki ve siyasi alandaki kariyer yapma ve yükselmelerinin önündeki engeller ve baskılarda değişim olmamıştır. Kadınların ücretsiz ve sosyal güvencesiz olarak yaptığı ev işleri, siyasi iktidarların gündeminde yer almamıştır. Kapitalist dünyada, emeği, ucuz işgücü olarak değerlendirilen kadın, aynı zamanda cinsel bir meta olarak sunulmakta, bilinçsiz ve kör tüketim çılgınlığının da hedefi haline getirilmektedir.

 

Kadın örgütlerinin kamuoyuna sunduğu veriler, siyasetin paslanmış kulaklarını, kemikleşmiş önyargılarını değiştirmedi. Yılda beşyüzbin kadın, gebelik ya da doğum sırasında yaşamını yitiriyor. Cinayet kurbanı kadınların yüzde 70'i eşleri ya da sevgilileri tarafından öldürülüyor. Dünyada her 3 kadından 1'i hayatının bir döneminde şiddete maruz kalıyor. Her 5 kadından 1'i hayatının bir döneminde tecavüz veya tecavüz girişimi kurbanı oluyor. ABD'de her 90 saniyede 1 kadın tecavüze uğrarken, Irak'ta Nisan 2003'ten bu yana savaş sırasında ve sonrasında, en az 500 kadının tecavüze uğradığı İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün raporlarında yer alıyor. 70-80 yıllarda sosyalist ülkelere karşı, aşırı dinci milliyetçi güçleri (Taliban-Ladinleri) besleyip büyüten (ABD) emperyalist/terörist güçler, böl parçala işgal savaşlarında yüz binlerce sivil kadın ve çocuğun ölümüne sebep olup halkları açlığa yoksulluğa terk etmektedir.

 

Dünyada, ağırlıklı olarak Afrika kıtasında 135 milyondan fazla kadın sünnet ediliyor. Dünya genelinde mültecilerin yüzde 80'i kadın. Gelişmekte olan ülkelerde okur-yazar olmayan her 3 kişiden 2'si kadın. 280 milyonluk Arap dünyasında her 2 kadından 1'i okuma yazma bilmiyor. Suudi Arabistan'da kadının oy hakkı yok, araba kullanması yasak. Dünyada 54 ülkede kadınlara yönelik ayrımcı yasalar bulunurken, 'namus savunması' Peru, Bangladeş, Arjantin, Ekvator, Mısır, Guatemala, İran, İsrail, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Venezuella'nın ceza yasalarında yer alıyor. İran'da çok istisnai durumlar haricinde kadının boşanma hakkı yok. Şeriat'la idare edilen ülkelerde zina yapan kadının cezası Recm; yani taşlanarak ölüm. Tüm dünyada sağlık/sosyal çalışanlarının yüzde 75'i kadın. Siyasette ve iş dünyasında da kadınların oranı gelişmiş ülkelerde bile epey düşük.

 

Avrupa’da yaşayan göçmen işçi kadınlarda işsizlik kuyruğunun, toplumun en alt tabakalarını oluşturmaktadır.  Göçmen kadınlar, Avrupa ülkelerinde, patronlara bedava işgücü anlamına gelen ‘’aktifleştirme’’ proje ‘’modern kölelik’’ tekliflerine, karşı çıkıp,, mesleki egitim istemlerini yükseltmelidir..  21. yüzyılda, kadınların dünyasındaki bu sorunların, çözümü için, eşitlikten ve özgürlükten yana tercihi olanların, kadınların sorunlarına karşı duyarlı ve kadınların taleplerini her platformda dillendirmesi gerekir.

 

Türkiye’de AKP döneminde, kadınlar üzerinde giderek artan sosyal baskılara, şiddete ve ayrımcılığa karşı, kadın hakları ve taleplerine, toplumun diğer sorunları gibi önem verilmesi gerekir. Türkiye’de bugün en ufak, sosyal talepleri dile getiren kadınlar, gençler sokaklarda polis dayağın dan geçirilip saçlarında sürüklenmekte, toplumun her alanında kadınlar türban/kara çarşaf altına sokulmakta, her gün biraz daha şeriata düzenine doğru gidilmektedir.. Bu gidişata dur demek, gündelik hayatımızın tüm alanlarında kadına yönelik, baskıcı, ayrımcı, dışlayıcı politikalara ve şiddete DUR demekle başlar.

 

Eşitlikçi ve özgürlükçü bir felsefeye sahip olan Aleviler, toplumda kadının erkekle eşit haklara sahip olması yolundaki mücadelesini daha da yükselmelidir.. Alevi kadınlar İslam’ın asimilasyon zincirini kırıp, Alevi inancının özüne de uygun olarak,, 40’lar cemi/meclisinde olduğu gibi, kadınlarının, her meclis, her yönetimde %50 temsil ve söz hakkına,,, işte aşta hayatın her alanında en az %50 eşit haklarına sahip olma mücadelesinde öncü, örnek olmalıdır. Alevi kadınlar karanlığı aydınlatmalı, kara çarşafları,, kadını 2. sınıf insan yerine koyan düşünceleri,, yakmak isteyen her kadının elindeki direnç Alevi olmalıdır.. Erkek dişinin aranmayan Alevi inanç ve öğretisinde, AMAÇ ezmeden ezilmeden dünyada  insanca mutlu yaşamamaktır.. Bu vizyonu paylaşan dünya kadınları, her türlü eşitsizliğin ortadan kaldırmak için el ele.

 

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, tüm dünya kadınlarına kutlu olsun.

 

Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu (DABF)