ABF Danışma Kurulu Toplantısı sona erdi...
Alevi Bektaşi Federasyonu’nun 10-11 Şubat tarihlerinde yapmış olduğu Danışma Kurulu Toplantısı ABF danışma kurulu üyeleri, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonuna bağlı dokuz ülke federasyonunun genel başkanlarının ve temsilcilerinin katılımı ile gerçekleşmiştir. Danışma kurulunda yapılan tartışmalar sonucunda aşağıdaki konularda ortak görüşler benimsenmiştir.
83 YILLIK ZİHNİYETTE DEĞİŞİM OLMAMIŞTIR.
Siyasi iktidarlar ve Aleviler ilişkisinde 83 yıldır bir değişim olmamıştır.
Örneğin AKP hükümeti AB uyum yasaları çerçevesinde, MGK’nu bir günde sivilleştirirken, “Alevi kimliğinin resmen tanınması” ya da uygulamalı “zorunlu din dersi”ni, seçmeli “seçmeli dinler tarihi ve kültürü dersi”ne dönüştürülmesi talebi karşısında "Anayasal zorunluluk” kalkanını kullanıyor. “TÜSİAD demokratikleşme raporu”, Nüfus cüzdanlarından din hanesini tamamen kaldırılmasını, zorunlu din dersinin seçmeli hale getirilmesinin gerekliliğini demokratikleşme açısından talep ederken, AKP hükümeti kendini besleyen dinsel ve ideolojik referansları “Anayasa hükmü” ile baştan savmaya başlıyor. Fakat söz konusu “Türban” olunca mangalda kül bırakmıyor.
AKP HÜKÜMETİ VE RESMİ GÖRÜŞ ALEVİLERİN SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNE KASITLI OLARAK YAKLAŞMIYOR.
Gerek AKP’nin, gerek Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Sünni kökenli ilahiyatçılara hazırlattığı ’Alevi klasikleri’ projesi, seçim yatırımı hesaplanarak, AKP toplumsal cari açıklarını Alevi toplumu üzerinden kapatmaya dönük girişimleridir ve Alevileri kendi kimliklerinden uzaklaştırmaya ve yabancılaştırmaya yönelik sinsi bir girişimdir.
Örneğin, son günlerde iktidar partisinin, Diyanet üzerinden bazı Alevi Dedelerinin Almanya’ya göndermesi, hiçbir talep olmadan, İstanbul’daki bazı Cemevlerinde Kuran Kursu vereceklerini açıklamaları, zorunlu din dersi uygulamasını kaldırmak yerine ’Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi’ kitaplarının bazı yerlerine Hacı Bektaş ismini koymaları ve son olarak Başbakan Erdoğan’ın İzmir’de hiçbir temsil sıfatı olmayan dedelerle gizli bir görüşme yapmasını, devlet adamlığı ve tarafsız hükümet olma ilkelerinden uzak ve art niyet taşıyan sinsi girişim olarak değerlendiriyoruz. ABF’nin 4 yıllık görüşme talebini yanıtsız bırakan Başbakan’ın temsil yetkisi olmayan ve kişisel rant peşindeki birkaç insanı “dede” sıfatı ile muhatap alması, mahalle çalışmasındaki bir partiliye daha denk düşmektedir.
HÜKÜMET VE SİYASİ PARTİLER ALEVİ SORUNUN ÇÖZÜMÜNDE CİDDİ İSE TARAFIN ADRESİ BELLİDİR
ABF ve AABK Türkiye’de ve Avrupa’da 500’e yakın derneğin, vakfı, cemevini, Alevi Kültür Merkezi’ni ve yüz binlerce üyeyi temsil eden en büyük Alevi kuruluşlarıdır. AABK ve ABF yasal kuruluşlardır. Adresi, telefonu ve yöneticileri bellidir. AKP, Alevilerin sorunlarının çözümleri için bir irade sahibi ise, ABF başta olmak üzere Alevi örgütleriyle kamuoyunun bilgisi dahilin de basına açık bir biçimde masaya oturmak zorundadır. Her alanda olduğu gibi bu alanda da ’gizli ve derin’ ilişkiler artık sona ermelidir. Temsil yetkisi olmayan, bireysel düzeydeki gizli görüşmelerin bir ülkenin başbakanına ve yerel yöneticilerine yakışmamaktadır.
ALEVİLER TÜRKİYE’NİN EVRENSEL DEĞERLERLE BULUŞMASI İÇİN ADAYDIR.
Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun kaygı verici olduğunu, buna neden olan ideolojik muhafazakârlaşma ve milliyetçi yükselişin farklılıkların bir arara yaşamasını tehdit ettiği tesbit edilmiştir. Bu nedenle Türkiye’de özgürlük alanların genişletilmesini, toplumsal barışın tesis edilmesini, eşitlik zemininin yaratılmasını, insanlığın kazandığı evrensel değerlerle beslenmiş laik, sosyal ve hukuk devletine kavuşmanın önemine dikkat çekmiştir. 13. yüzyıldan beri savunduğumuz “yetmiş iki millete eşit görme” ilkemiz, tüm farlı kimliklerin kendi kimliğini özgürce ifade etme ve bir arada, aynı topraklarda eşit koşullarda yaşama katma kültürünün siyasi alanın en önemli görevleri arasında görmüştür.
MHP ve AKP TOPLUMSAL CARİ AÇIKLARINI ALEVİLER İLE KAPATAMAZ.
Seçim atmosferine girilen bu süreçte başta MHP olmak üzere, bazı partiler Alevilerin kendilerine “kitlesel katılımı” iddiasını ileri sürmektedir. Bunlar gerçek dışı beyanlardır. Alevilerin milliyetçi, muhafazakâr, siyasal İslamcı yaklaşımlarla hiçbir yakınlığı ve dostluğu yoktur, olamaz. Çünkü Aleviler, „önce insan“ ve „yetmişiki millete, kültüre ve kimliğe aynı gözle bakar“ öğretisinden beslenmektedir. Alevi-Bektaşi öğretisi ve dünya görüşü, 13 yüzyıl Anadolu’sunda farklı dilsel, dinsel, kültürel kimlikler arası barışın, birarada yaşama kültürünün oluşmasına öncülük yapmıştır. Alevi düşüncesi her türden şoven, etnik, kafatasçı ve ırkçı milliyetçi yaklaşımlara kapalıdır. Bu nedenle MHP tarafından, Alevi-Bektaşileri, etnik milliyetçilik tanımı içerisine sokmak için maksatlı söylenen, „Milliyetçilik Hacı Bektaş’tır, Pir Sultan’dır“ sözleri, siyasi amaçlı slogan olup, Hacı Bektaş ve Pir Sultan anlayışına zıt söylemlerdir. Türk, Kürt, Arap, Fars, Rum, Ermeni, Arnavut ve Bulgar gibi farklı etnik kökenden insanların bir arada kaynaştığı, aynı inancı ve ideali paylaştığı Aleviliği ve Bektaşiliği ırkçılıkla beslenen siyasi yapıların, ideolojik yaklaşımlarla dolgu malzemesi gibi kullanılması, bu öğretiye yapılacak en büyük kötülüktür.
TÜRKİYE’DE SİYASETİN DİREKSİYONU SOLA DÖNMELİDİR.
12 Eylül darbesi amacı, sadece demokratik kazanımları ve solu ezmek için değil, aynı zamanda İslamcıların siyasal alanda güçlenmesini sağlamaktı. Bu amaç, darbenin ürünü olan bir askeri Anayasa ile daha da güçlendirilmiştir. Toplumun tüm demokratik haklarını elinden alan bu Anayasanın sivilleştirilmesini talep etmeyen, sol ve sosyal demokrat parti olamaz. Bu yasanın ürünü olan zorunlu din derslerine itiraz etmeden, sosyal demokrat ilkeler savunulamaz. 83 yıldır, Alevilere dönük her türden baskıcı, ayrımcı, yasakçı ve inkârcı tutumlara itiraz etmeden, Alevi kimliğinin resmen güvence altına alınmasını savunmadan, sol durakta bekleyen Alevilerle buluşması mümkün değildir. Siyaset çok kimlikli ve çok kültürlü bir ülkede, farklılıkların eşit haklara sahip olmasını savunmadan, sol sinyalle ancak sağ yola girilir.
Sol ve sosyal demokrasinin evrensel değerleri ve ilkeleri buluşmak için siyasetin direksiyonunu sola çevirmek zorundadır.
SİYASİ ALANA MÜDAHALEMİZDE ORTAK PAYDALARI ÖNE ÇIKARACAĞIZ.
Ülkemizdeki toplumsal sorunların bütünlükle ele alınması, demokrasi, laiklik, sosyal hukuk devletinin, evrensel değerler üzerinden savunulması amacıyla, Türkiye’nin demokrasi güçleri, siyasi partiler olmak üzere, tüm ilgili kesimlerle “ORTAK PAYDALAR” tesbit etmek ve oluşturmak için çalışmaların başlatılmasını benimsenmiştir.
ABF ve AABK tarafından oluşturulacak bir dış ilişkiler komisyonu, Alevilerin “Nasıl Bir Türkiye İstiyoruz” başlıklı Türkiye Toplumsal Programını ve Projesini, Türkiye’de ilgili kurumlarla tartışıp ve kamuoyunun gündemine taşıyacaktır. Buna ek olarak, Avrupa Birliği Üyesi bazı ülkelerin hükümet ve siyasi kurumları ile görüşmeyi planlamıştır.
SİYASİ VE TOPLUMSAL ALANIN SORUNLARINA BAKIŞIMIZ.
Alevilerin en etkili ve kitlesel üst kurumu olan ABF, mevcut siyasi alanda egemen olan, her türden dinsel, ırksal, mezhepsel yaklaşımlara karşı, Alevi toplumun çıkarlarını, ihtiyaçlarını, Türkiye’nin diğer toplumsal kesimlerin çıkar ve ihtiyaçları ile birlikte savunmak için siyasi alana egemen olan yozlaşmış ve kirlenmiş kültürün değiştirilmesi kararlılığını benimsemiştir. Bu nedenle Alevi toplumu ulusal sınırlar içerisine hapsedilmiş şark usulü kurnazlığın, dinbazlığın ve düzenbazlığın egemen olduğu siyasi kültürü değil, ülkemizde yok sayılan evrensel değerleri sahiplenerek, Alevilerin taleplerini ve projelerini tüm insanlığın çıkarı ile birlikte savunmaya devam edecektir.
ÜÇÜNCÜ BİR SEÇENEK VE DEMOKRATİK DÖNÜŞÜM MÜMKÜNDÜR
Alevilerin siyasi alana katılım kararlılığı, Türkiye’nin demokratik temelde dönüşümünü sağlama amacı taşımak olup, bunun karşısında olan her türden ırkçı, gerici ve yasakçı yaklaşımlara kapalı olacaktır. Aleviler toplumsal ilerlemenin koşulu olarak, tüm demokratik, eşitlik ve insan haklarına saygılı bir Türkiye’nin yaratılması için, benzer amaçları olan demokrasi dinamikleri ile ortak mücadeleyi benimser. Bugün Türkiye’de siyasi alana egemen olan, milliyetçi, muhafazakâr, siyasal İslamcı ve resmi laiklik arasına sıkıştırılmış her türlü ırkçılığın, ayrımcılığın reddedildiği bir Türkiye’de ortak paydalar üzerinden, üçüncü bir Türkiye vizyonu yaratmanın zorunlu bir görev olduğunu tesbit etmiştir.
Bu nedenle kendilerini sol ve sosyal demokrat olarak tanımlayan partilerin, Türkiye toplumunu, sağ milliyetçi ve İslamcı partilerin sosyal tahribatları olan, yoksulluk, yolsuzluk, işsizlik, eğitim ve sağlık sisteminin paralı tezgâhından kurtarmak için iktidarı hedefleyen ittifakını zorunlu görüyoruz.
ABF önümüzdeki süreçte sol ve soysal demokrat partilerin, başta Alevilerin sorunu olmak üzere, tüm diğer toplumsal sorunlar karşısındaki tutumlarını takip edecek, izleyecek, tartışacak ve müzakere edecektir. Aleviler siyasal alanda kendi toplumsallaşma hedeflerini daha da artırarak, siyasal alandaki tartışmalara açıktan taraf olacaktır. 11.ŞUBAT 2007
Kamuoyunun bilgisine sunulur
Alevi Bektaşi Federasyonu Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyon