Tüm bunlar olurken görevliler olup bitenleri seyretmekle yetiniyorlar. Cumhurbaşkanı ise protestocuları kınayacağı yerde onlara öğüt ve nasiyat veriyor: "Birbirimizi anlayışla karşılayalım, farklılıklarımıza tahammül edelim" gibi şeyler söylüyor, bize yönelik ise "Bu tür taleplerinizi buralarda konusmayın, bunları başka alanlarda konuşalı" diye uyarıyordu.
FUAF Başkan Yardımcısı Sayın Veli GÜNEŞ, beni telefonla arayıp, Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah GÜLÜ'un bugün (02/10/2007'de) Strasbourg'da salle d'illiade saat 19.45'de bir konuşma yapacağını ve bu bölgede ki tüm Türkiyeli derneklerin devat edildiğini, benimde ismimi listeye yazdırdığını söyledi (kendisine teşekkür ediyorum). Hazırlıklarımı yaptıktan sanra saat 19'da salonun önüne gittiğimde, başta Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Sayın Durak ARSLAN
olmak üzere Yönetim Kurulu Üyelerimiz ve değişik bölgelerden gelen Alevi Kültür Merkezi Yöneticileri ve üyeleri oradaydılar. Hepsi pırılpırıldılar.
Aranarak salona alındık. İlk içeri girenlerde olduğumuz icin 3 sıra halinde, protokula ayrılan sıraların hemen arkasındaki sıralarda ve kadın- erkek karışık bir şekilde yerimizi aldık. Salon tam dolduktan sonra kafamı arkaya çevirip salonu şöyle bir gözde geçirdim, ilk karşılaştığım olumsuz tablo, sahneye göre salonun sol üst köşesinde, turbanlı bayanlar haremlik selamlık şeklinde ayrı oturtulmuşlardı. Yan gözle kendi oturduğumuz sıralara baktım ve kendi kendime bir gurur ve sevinç duygusu yaşadım. İşte farkımız dedim, işte Alevi toplumununun aydınlık ve modern yüzü.
Cumhurbaskanı bir saat gecikerek toplantı salonuna geldi, herkes gibi bende ayakda karşılandım Sayın Cumhurbaşkanını. Çünkü beklentilerimiz vardı. Strasbourg Konsalosluğu Millet Vekilerini tanıtırken aklımda kalan MHP milletvekili Tuğrul TÜRKEŞ'di ve ilk soğukluğu o anda hisettim. Cumhurbaşkanı, Fransa'da yaşayan Türkiyelilerin buradaki sorunlarına ve Türkiye'ye yönelik istem ve beklentilerini içeren bir konuşma yaptıktan sonra, salonda bulunanlara söz hakkı verildi. İlk söz alan bir vatandaş Cumhurbaşkanı için yazdığı şiiri okudu. Sonra gözü açıklık yaparak mikrofonu aldım Sayın Başkanım Durak ARSLAN'a uzattım.
Başkanımız kendisini tanıttıktan sonra, Federasyon olarak hazırlamış olduğumuz dosyadaki ve gerek Avrupa'da gerekse Türkiye'de her platformda dile getirdiğimiz istem ve taleplerimizi hatırlatıyordu Cumhurbaskanına, protokole ve salondaki dinleyicilere, söz tam Sivas'da madımak Hotel'inde vahşice yakılan Canlarımız icin Madımağın Müze yapılması talebine gelirken, salondakiler ve protokolde oturanlar bir anda anlamadığımız bir protestolar gösterdiler,el kol ve hakaretlerle üzerimize yöneldiler. Islıklandık, alkışlarla Başkanımızın konuşması engellendi, bir önce söz alan ve Cumhurbaşkanı için şiir yazan şahıs yerinden kalkmış üzerimize yürümek istiyor, protokolde ki iki kişi ayağa kalkarak Başkanımıza doğru el kol hareketleri yaparak hakaretler yağdırıyorlar ve görevlilerde bizden mikrofonu alıp, bizim dişarı atılmamızı istiyorlar, salonda ki bağrışmalar ve hakaretler Cumhurbaşkanının müdahalesi ile duruyor.
Tüm bunlar olurken görevliler olup bitenleri seyretmekle yetiniyorlar. Cumhurbaşkanı ise protestocuları kınayacağı yerde onlara öğüt ve nasiyat veriyor: "Birbirimizi anlayışla karşılayalım, farklılıklarımıza tahammül edelim" gibi şeyler söylüyor, bize yönelik ise "Bu tür taleplerinizi buralarda konusmayın, bunları başka alanlarda konuşalı" diye uyarıyordu.
Gerek Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL, gerekse Bakanlar M. Ali ŞAHİN ve Cemil ÇİÇEK, diğer vatandaşların istem ve taleplerini not alırlarken bizimkini sadece dinlemekle yetindiler.
Not alınan talepler nedir mi?
- Metz Cami Başkanı: Yahovacıların sağır ve dilsiz Türk çocuklarına karşı videolu bir çalışma yapıyorlar. Dinayetın de böyle bir calışma yapmasını talep ediyorlar
- Birbaşka konuşmacı Fransa da Cumhurbaşkanlığı adına bir fotbol turnuvası düzenlenmesini istiyor
- Diğeri askerlik ve gümrüklerde oy kullanama hadisesini dile getiriyor
- Milli Görüş Dernekleri Başkanı'nın Cumhurbaşkanından isteği devletin 1 Aralık'da Türkiyeli Dernekler ile toplantı yapmasını ve onları bir çatı altında toplanmasına yardımcı olmasını istiyor vs...
Biz ise Türkiye'de gerçek bir demokratik sistemin yerleşmesine yardımcı olacak taleplerimizi iletiyoruz ve çalışması sürdürülen Anayasa da sivil bir toplum örgütü olarak bizimde katkılarımızın olmasını istiyoruz. Ve bunları tüm Türkiye de yaşayan halklar için istiyoruz. Ama ne tuhattır ki kendileri için de demokrasi istediğimiz topluluk tarafında linç edilmek isteniliyoruz. Ve bunları Strasborg'da Avrupa'nın merkezinde yaşıyoruz. Toplantının sonunda lınç edilme korkusu duygusu ile salonu toplu olarak terk ediyoruz.
Bu karmaşık duyguları yaşarken Türkiye'de yüz yıllardır süre gelen ve Dersim'de, Maraş'da, Çorum'da ve Sivas'da devam ettirilen katliamlar, yakılanlar, işkenceler, sürgünler, baskılara maruz kalan canlar aklıma geliyor, Onların acıları yeniden tazeleniyor benliğimde. Kendi kendime şunu söylemeden edemiyorum: Bizlerin daha iyi örgütlenmemiz, kurumsallaşmamız ve daha çok mücadele etmemiz gerektiği mecburiyeti çıplak bir şekilde kendini his ettiriyor.
Son sözümü Sayın Başkanımızın, Cumhurbaşkanına yönelttiği soruyu ben 20 milyon olan Alevilere
Soruyorum Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL Alevilerin de Cumhurbaşkanı olabilir mi?
Ve Pirimiz Pir Sultan gibi diyoruz ki
KADILAR MÜFTÜLER FETVA YAZSALAR
İŞTE KEMENT İŞTE HANÇER BOYNUM KESELER
DÖNEN DÖNSÜN BİZ DÖNMEYİZ YOLUMUZDAN
Strasbourg 03.10.2007
FUAF Denetleme Kurulu Başkanı
Dursun COŞAR