ALEVİ İSLAMIN YENİ LİDERİ NAMIK KEMAL ZEYBEK 11.10.2010  / Abbas Tan

 

Bir zamanların Kültür Bakanlı,Türk İslam Sentezinin yılmaz savunucusu ve BOP mimarlarından şimdilerde yeni bir Alevilik olarak ortaya atılan ALEVİ İSLAM anlayışının yaratıcısı ve gizli lideri Cem Vakfı Ankara Şube Başkan Yardımcısı Namık Kemal Zeybek artık alenen bu gurubun doğal lideri olarak alanlara çıkmaya başladı.

 

II Uluslararası Tarihten bugüne Alevilik Sempozyumu münasebetiyle Alevilere ve Alevi olmayanlara Alevileri öğretecekmiş.

Sanki Aleviler kendi inanç ve yaşamlarını bilmiyorlar da adeta birileri tarafından görevlendirilen ve Aleviliği yok etme politikasını hayata geçirmeye yönelik çalışmalarını şimdiye kadar gizli saklı yürütürken artık alenen çalışmalara başlamıştır.

 

 

Birçok yerde yaptıkları cemlerden bahseden Namık Kemal Zeybek artık sadece siyasi lider değil aynı zamanda İnanç önderi olarak da fetvalar veriyor. Bu görevi yürütürken kendisini Pir olarak mı yoksa Mürşit olarak mı görüyor bunu  henüz açıklamadı.

 

Kendisini ulema gibi gösterirken ona bu değeri verenler  hangi amaçla böyle bir yolu seçmişlerdir acaba?

 

 

II Uluslar arası Tarihten bugüne Alevilik Sempozyumu 10 Ekim 2010 tarihinde Ankara’da M.E.B. Şüra  Salonunda yapıldı.

Bu sempozyumun amacı Alevi Köylerinde kurulu Köy dernekleri ile köylerdeki cemevlerini bir araya getirerek Kent Federasyonları oluşturmak ve Cem Vakfının öncülüğünde Alevi Kurumlar Konfederasyonu kurmak.

Sempozyuma köy derneklerinden ilgi yoktu katılım oldukça düşüktü,özellikle davet edilenler ve kendi yöneticileri salonu doldurmaya çalıştılar ama bir fiyasko idi.

İlk bakışta son derece masumane bir yaklaşım olarak görülen bu girişimin altında tamamen farklı bir yaklaşım vardır.

Sempozyum konuklarına baktığınızda bu işin nereye doğru gittiği açıkça gözükmektedir.

Bu işin organizesini üstlenen Namık Kemal Zeybek,MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Abdurrahman Küçük,Demokrat Parti Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk,AKP li Bakan Faruk Çelik,Ufuk Söylemez ve birkaç alevi dernek yöneticileri ve bazı siyasilerden oluşuyordu.

Sempozyuma Faruk Çelik Damgasını vurdu ve çok açık bir ifade kullandı

 

                      GEÇMİŞİNİZİ UNUTUN

 

Devlet Bakanı Faruk Çelik yaptığı konuşmada adeta Alevilere rest çekti ve konuşmasında zaman zaman da aşağıladı.   

Maraş,Çorum,Sivası unutmamak gerekir ama tekrarlamanın da yararı yok diyen Çelik, Yedi Alevi çalıştayının dışında diğer kesimlerle de görüştük ve bir araya gelemeyen Alevileri de biz bir araya getirdik diyerek övündü.

Din Dersleri zorunlu olmaktan çıkartılsın talebini kesinlikle kabul etmiyoruz. Bu konuda oturma eyleminde bulunanları  küçük bir azınlık gibi göstermeye çalıştı ve ciddiye almadıklarını ima etti.

Din derslerinin kaldırılması değil asıl sorun,müfredatın  tartışılması gibi alakasın sözlerden sonra Din Derslerini kaldırmak değil aksine bu kitaba Alevilikle ilgili eklemeler yapılıyor bu konudaki taslak daha sonra konuşulacaktır dedi.

  

Cemevleri ile hukuksal sorunun olduğunu söyleyen Çelik,hukuk Komisyonunun raporu elde. Adalet Bakanlığından birisi ile Alevilerle iç içe üç kişi bu çalışmayı yapıyor dedi ama bu üç kişinin kimler olduğunu ve hangi Alevilerle içi içe olduğunu açıklamadı.

Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın talebi yanlış bir taleptir ve DİB i biz kurmadık 1924 yıllarına bakın gibi alaycı bir üslup kullandı ve bakan Faruk Çelik bu konuşması ile salonda bulunan Alevi İslam mensupları tarafından büyük alkış aldı.

Günlerdir türban konusu gündemin birinci maddesi olarak sıcaklığını koruyacak ve buna herkes alkış tutacak ama ülke nüfusunun üçte birini teşkil eden Alevilerin çocuklarına zorunlu İslam dinini öğretmeye kalkışacaksınız ve bunu kabul etmeyen,demokratik haklarını savunan onca insanın feryatlarını duymayacaksınız. Bakan ve iktidar bu yüksek volümlü sese daha ne kadar dayanabilecekler bekleyip göreceğiz. 

 

Sadece bu cenahtaki sözde Alevilere değil bunların dışında iktidarın ortaya çıkarttığı ve hangi amaçla kullanacakları şimdiden belli olan bir başka Alevi gurubu var ki  bu iki taraf da biribirlerinden çok farklı değiller.

 

 

 

 

 


ALEVİLER LAİKLİĞİ DİN SANIYOR

 

Alevilik Anadolu İslamıdır, da denir.

 

 Bu sözler Demokrat Aleviler Girişim Grubu sözcüsü

'Sözde Alevi kanalı' Su tv'nin sahibi ve yayın yönetmeni Yalçın Özdemir. Sivaslı, Koçgirililerden olan Özdemir , yerel yönetim politikalarını oluşturmak için vaktiyle ANAP'tan geçmiş. Bugün AK Parti Çankaya Belediye Meclisi üyesi

 

Anadolu Aleviliği diye bir şey yoktur aslında, ortaya atılan şey içi boş bir laikliktir. Çünkü Aleviler zaman içinde laikliği din olarak algılamışlardır. Alevilikteki İslamın zaman içinde erimesinin nedeni de budur. Alevilerle Sünniler ya da bu coğrafyadaki hakim mezheplerin arasındaki İslamın bütüncül şekilde toparlanmamalarının sebebi, Alevilerin ayrıştırılmalarıdır. Ayrıştırılmaları, laikliğin din olarak benimsetilmesiyle başlamıştır. Zaman içinde Aleviler laikliği din olarak algılamış, İslamı perspektiften uzaklaştırılmışlardır. Kemalizm Alevileri türkleştirme projesi olarak her zaman arka bahçesinde tutuyor, ve her zaman sünni İslamla karşı karşıya getirerek çatıştırmak için Alevileri kullanıyor.

 

Yalçın Özdemir kendisi Aleviliği kullanıldığı gibi bütün Alevilerinde kullanılacağını sanmaktadır.

 

Son günlerde Demokratik Alevi Hareketine karşı ciddi çalışmalar başlatıldı. Bir taraftan iktidar,diğer taraftan kimler tarafından kurdurulup kimler tarafından finanse edildiği çok açık bilinen sözde Alevi kurumları işe çok sağlam sarıldıkları ve Aleviliği ortadan kaldırabilme adına her şeyi göze aldıkları kesin.

Bundan böyle demokratik Alevi Hareketinin (ABF ve Bileşenlerinin) farklı projelerle ve daha anlaşılır bir dille halkın karşısına çıkmaları gerekmektedir.

 

Referandum sonrası Alevilerin tavırları ve hol haritalarının netliği birilerini elbette rahatsız etti ve etmeye de devam edecektir. Bu tavır aslında yeni başlayan bir tavır değildir ama yirmi yıllık emeğin ürünlerinin birlik beraberlik anlayışlarının açık göstergesidir.

Her fırsatta,bu aleviler ne zaman bir araya gelecekler diyenlere bir cevap niteliği olan Alevilerin referandumdaki tavırları sanırım birçok insanları rahatsız etmiştir ama en çok rahatsız olanlarsa Alevilikten nemalanan aleviler olmuştur.

Bu anlayış,örgütsel güce yansırsa ki yansıdığı ortada daha yapılacak çok işin olduğu herkese bildirilmelidir.

 

 

11.10.2010  / Abbas Tan