2002

ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU

Sokullu Mehmet Paşa Caddesi İğde Sokak No: 24  Dikmen  – Ankara

Tel: 0312 480 15 55 Faks: 0312 480 15 75

E-mail : alevifederasyonu@gmail.com  web: www.alevifederasyonu.com

 

 

BASINA VE KAMUOYUNA

 

ALEVİLERİN VE GAYRİ MÜSLİMLERİN SORUNLARINDA ASIRLADIR SAMİYET GÖSTERMEYEN TÜRK - İSLAM SENTEZCİ YAKLAŞIM, SÖZ KONUSU TÜRBAN OLUNCA ÜÇ GÜNDE "SAMİMİ" KESİLDİ.

Alevilerin ve gayri Müslimlerin sorunları hakkında hiçbir somut öneri ve proje sunmayan AKP hükümeti, son günlerde gündeme getirdiği “Alevi açılım”ından, ancak “türbana açılım” çıkardı. Bu durum AKP’nin samimiyeti konusundaki eleştirilerimizin ne kadar haklı olduğunu ortaya koymuştur. AKP hükümeti bu ülkenin farklı kimlikleri ve renklerine karşı siyasi sicili kabarık olan MHP ile birlikte ayrımcılığın en soğuk yüzünü göstermeye devam ediyorlar.

 

Türban genç kızların ve kadınların üzerinde erkek egemenliği kurmanın ideolojok ve dinsel simgesidir.

Bu ülkenin vatandaşlarının bir kesiminin hak ve özgürlükleri yıllardır yasaklarken, örneğin Alevilere ve gayri Müslimlere yönelik inkarcı, imhacı, asimilasyoncu ve ayrımcı politikaları desteklerken, AKP ve MHP'nin Türban meselesinde “özgürlükçü” görünmesi aldatıcıdır. Kadını baskı altına almanın ve emre itaat eden kullardan ümmetçi yaratmanın İdeolojik ve art niyetli yaklaşımıdır. Bu ülkede kadınların yüzde 19'u okuma yazma bilmiyor. Yüzde 49'u cinsel, yüzde 73'ü ekonomik, yüzde 58'i fiziksel, yüzde 75'i sözel şiddete maruz kalmakta. Tüm dünyada kadın istihdamı artarken Türkiye'de düşmekte. Kayıt dışı istihdam oranı ise kadınlarda yüzde 66'lara varmakta. AKP ve MHP'ye sorumuz kısa ve nettir; Bu durumda olan kadının birincil sorunu nedir?

Niyet "Türbanı" siyasal ve dinsel simge olarak meşrulaştırmaktır.

Türban ile genç kızlar ve kadınlar üzerinde erkek egemenliğini kurmaktır. AKP tüm inançların karşı karşıya olduğunu din, vicdan ve inanç özgürlüğü ihlallerini salt  türbana indirgeyerek “Türk-İslam Sentezinin” tarihsel ideolojik ittifakının devamını göstermiştir. Üniversitelerde "türbana serbestlik" zamanla ilköğretim ve liselilerde de serbestleştirmenin ön adımıdır. Sadece hizmet alan değil, kamu hizmeti sunan devlet görevlilerine de türban serbestliği hakkının zeminidir. Yani kamusal alanda egemen olan Sünni-Hanefi eksendeki dindarlaşma giderek güçlendirilecektir.

 

BU LAİKLİK UYGULAMASI SADECE SÜNNİ-HANEFİLİĞİ ERKEK EGEMENLİĞİNİ KURUMSALLAŞTIRMAYA HİZMET EDİYOR

Türkiye'de dinin siyasallaşmasını ve istismarcılığını sağlayan laiklik ve siyaset anlayışı sorgulanmadan, Türk İslam sentezini besleyen milliyetçilik, islamizasyon ve muhafazakarlık referanslarıyla yükselen gericilik engellenemez. Türkiye'de siyasetin dili, siyasetin kurumları ve hükümetin yatırımları ile Sünnilik üzerinden dindarlaşma yaratılarak, çağdaşlığın, uygarlığın ve aydınlığın önü kesilmektedir. Çünkü, farklı inanç gruplarının ve inanmayanların ödedikleri vergilerle, sadece bir inanç grubu, egemen ve devlet inancı olarak beslemektedir. Ayrıcalılık sadece bu inanç kesimine tanınmıştır. Devlet imkanları ve desteği ile varolan Diyanet İşleri Başkanlığı, Zorunlu Din Dersleri, İHL, kuran kursları, din bütçesi, camiler, 100 bin memur imam, 90 bin cami, “laiklik” adına bu inanç grubunun egemenliğine katkı için kurumsallaşmıştır.  Bu nedenle Türk siyasetinin ve hükümetinin dili etnik ve inançsal olarak tekçi, cinsiyeti ise erkektir.

 

 

 

"TÜRBAN" ÜLKE SORUNLARINI ÖRTMEK, GENÇ KIZLARDAN VE KADINLARDAN İTAATKAR YARATMAK İSTİYOR. 

Türban meselesinin gündeme taşınması ve Anayasa’daki değişiklik kararlığı, AKP ve MHP eliyle Türkiye'nin işsizlik, yoksulluk ve diğer toplumsal sorunları örtme amacı taşıyor. Konu türban meselesine gelince AKP başka türlü ve hanesine itaatkarlar üreten özgürlükçüğü tercih ediyor. Alevilerin, Gayri Müslimlerin ve inanmayanların asırladır ihlal ve inkar edilen hak ve talepleri söz konusu olduğunda ise tam tersi davranıyor. Samimi olmadıklarının göstergesi olarak “Alevi açılımı” projelerinin üstünü türbanla örterek gösterdiler. Türban tartışması ile önce dinin siyasallaşması süreci desteklendi. Ardından kadının ve kız çocuklarının en çok biat edenlere topluluğunun içine sokulması sağlandı. Sonra bu kesimlerin yoksulluk, açlık, işsizlik, eşitsizlik, şiddet ve insan hakları ihlalleri karşısında hak arama bilincinden yoksullaştırılıp, "hak arama mücadelesi" sadece "Türban'a indirgendi.

 

Egemen inanç olan Sünni-Hanefiliğe mensup olanların, DİB, devlet bütçesi, zorunlu din dersleri, binlerce kuran kursu, yüzlerce İmam hatip Liseleri ve yasalarla koruyan bu ülkede, farklı inançlar üzerinde süregelen bu egemen dinin sosyal baskı mekanizmaları sistemli olarak giderek artacak ve üniversitelerde yeni sorunların yaratılmasına zemin hazırlanacaktır. Türkiye’de din ve devlet ilişkisi özgürlükçü laiklik eksenin yeninde ele alınıp, din, vicdan ve inanç özgürlükleriyle ilgili tüm sorunları birlikte ve bütünlüklü olarak ele almadan, salt egemen inanç üzerinden kurumsallaştırmak, yeni sıkıntıların doğmasına zemin hazırlayacaktır.

ÇÖZÜM  MÜMKÜN, ÇÜNKÜ ÇÖZÜM BEKLEYEN ÇOK SORUN VAR

Hepimiz ülkemizde yaşanan insan hakları ihlallerinden endişe duyuyoruz. Alevilere ve Gayri Müslimlere yönelik ayrımcılık uygulamalarından rahatsız oluyoruz. Kıyafet ve giyinme üzerindeki baskılardan ve bunların ideolojik amaçlı kullanılmasından rahatsız oluyoruz. Sünni kardeşlerimizin inançsal alanda yaşadıkları sorunlar çözülsün ve mağduriyetler giderilsin istiyoruz Aleviler olarak inancımızın devlet eliyle asimilasyona tabi tutulmasından, zorunlu din derslerinde kimliğimizi egemen inanç içinde eritme çabalarından kurtulmak istiyoruz. Köylerimize zorla cami yapılmasından, okullarda, sokakta, işyerinde ve siyasette maruz kaldığı olumsuz durumlardan ve ayrımcılıktan bıktık. 301. kaldırılsın istiyoruz. 12 Eylül darbesi ile yüzleşmek gerektiğini ifade ediyoruz. Sorunun başörtüsünde değil, erkek ve dinbaz siyasetçilerin kafasının içinde ideolojik Türbanlardan ve örtülerden kaynakladığını biliyoruz. 

 

Heybeliada Ruhban Okulu XE "Heybeliada Ruhban Okulu"  ve azınlık vakıflarının gayrimenkul sorunları çözülsün, başörtüsü sorunu çözülsün, Çingenelere yönelik ayrımcılık son bulsun istiyoruz. Kürt sorunu şiddetten arındırılmış yöntemlerle ve demokratik ortamda çözülmesini bekliyoruz. Kadınlara yönelik baskı, şiddet ve ayrımcılık son bulsun istiyoruz. Çocuk emeği sömürülmesin, eğitim imkanları sağlansın istiyoruz.. Engellilerin, kimsesizlerin, evsizlerin,  işsizlerin, yoksulların, göçmenlerin, mültecilerin ve dışlanmışların sorunlarına çözüm bulunsun, sosyal devlet olmanın gereği yapılsın istiyoruz.  Farklı cinsel tercihlerde bulunanlara yönelik baskı ve dışlamalar son bulsun istiyoruz.  Çevre tahribatı önlenmesin. Ayrımcılık uygulamalarına karşı yasal çerçeveler çıkarılsın. En önemlisi bunlara kalıcı çözüm bulacak demokratikleşmenin önünü açmak özgürlükçü laiklik uygulamasının ve özgürlük alanlarının genişletilmesini talep ediyoruz.  Türkiye'nin aydınlık geleceği için, karanlık geçmişi ile yüzleşmesi sağlansın.

 

Bunlar içinde "gündemde" olan ama AKP tarafından halktan kaçırılırmış Anayasa taslağı gün ışığına çıkarılsın, yurttaş ve tüm toplumsal kesimler uzlaşma metni olacak bir demokratik, sivil ve özgürlükçü Anayasa için katılımcı olsun. Bu konuda bu ülkenin tüm farklı renkleriyle ortak paydalarımız üzerinde kapsamlı ve bütünlüklü bir çözüm paketi ile ele alınsın. Türkiye’de geleceğimizi tayin edecek ortak akıl, ortak paydalar ve ortak çözüm bu ülkenin insanları ve yeni Anayasa ile birlikte ele almak mümkündür diyoruz.

 

Bu sebeple AKP ve MHP'nin topluma ayrımcılık öneren, çatışma üreten çözüm önerilerini ve çifte standart yaklaşımlarından derhal vazgeçmelidir. 31.01.2008

 

 

Saygılarımızla

 

ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU

Turan Eser, Genel Başkan