Maraş’ın yıldönümünde miting!
21-27 Aralık 1978 tarihlerinde gerçekleşen, 121 kişinin katledilmesiyle sonuçlanan Maraş Katliamının 30.yılında, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği miting düzenliyor. Alevi Bektaşi Federasyonu tarafından da desteklenen miting, 21 Aralık Pazar günü Adana’da gerçekleştirilecek.

 
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, 21 Aralık -27 Aralık günlerinde şubelerinin bulunduğu her yerde basın açıklamaları ve salon etkinlikleri ile Maraş’ta katledilenleri anacak. Miting ise “Unutursak Hatırlatırlar”, “Katliamın gizli arşivleri açıklansın!”, “Gerçek suçlular hesap versin, yargılansın!” şiarlarıyla gerçekleştirilecek.

 
Derin devlet Gazi'de, Sivas’ta, Çorum’da Maraş’taydı....

 
Mitinge çağrı açıklamasında katliamın baş aktörünün “Devrin devlet’ olduğunu söyleyen Pir Sultan Abdal Dernekleri, açıklamasında şu görüşlere de yer verdi:

 
“Sivas’ta 33 Canımızın yakıldığı katliam için “Biz Sivas’taki şeriatçı örgütlenmenin gücünü ve herhangi bir kalkışmada ne kadar sürede kontrol altına alınabileceğini görmek istedik. Ama ipin ucu kaçtı, saldırganlara hakim olamadık.” diyen “DERİN DEVLET” anlayışı tarih boyunca gerici, şeriatçı, faşist güçlerle kol kola idi. Madımak Katliamı’ndan 15 yıl önce Sivas’ta ve Çorum’da idi. Zira bu anlayışın var olma sebebi, yaşamsal dayanakları ve hizmet amacı karakteristiğini ayan beyan ortaya koymaktadır.

 
Baba İshak ve Yarenleri’nden, Yol Ulumuz Pir Sultan Abdal’a, Deniz Gezmiş’e, 12 yaşında semah dönmek için gittiği Sivas’ta yakılan Koray Kaya’dan, 12 Yaşında 13 kurşunla Doğu’da öldürülen Uğur Kaymaz’a kadar yaşanan tüm cinayet ve katliamların sorumlusu aynı organize güçlerdir. Bu organize güçleri örten perde, gelip geçen çeşitli hükümetler ve şu anda iktidarda bulunan AKP Hükümeti tarafından özenle korunmuştur, açılmamıştır.”

 
“Katliamın sorumluları yargılanmalıdır!

 
Geçmişle yüzleşmenin gerekliliğine işaret eden açıklama şu sözlerle son buldu: “21. Yüzyıl insan hakları, özgürlükler ve bilim çağı olmalıdır. İnsan hakları, özgürlük ve bilim gibi kutsal değerlere ve katliamlarda yitirdiğimiz canlarımıza, yaşam ve varlık gerekçemiz olan kültürümüze saygının bir gereği olarak diyoruz ki; devletin derin çekmecelerinde gizli arşivler açılmalı, katliamların yaşayan tanıkları dinlenmelidir. Arşivlerin, yaşayan tanıkların, kitap, belge ve o dönemdeki mahkeme tutanaklarının ışığında katliamda suçu, hatası ve ihmali bulunan birey ve kurum her kim varsa evrensel hukuk verileri çerçevesinde yargılanmalı, gerekli cezalar verilmelidir.”



 
Açıklamanın Tam metni:
30.YILINDA MARAŞ KATLİAMI’NI UNUTMADIK…UNUTTURMAYACAĞIZ!
Maraş Katliamı’nın üzerinden 30 yıl geçti. Bu katliamda sorumluluğu bulunanlar ya hiç yargılanmadan “kurtuldular” ya da göstermelik dava dosyaları ile yargılanıp (!) beraat ettirildiler. Çünkü, Maraş Katliamı tasarlanırken senaryonun en önemli parçası katliamcıların önce izole edilmesi, sonra bu izolasyon yardımı ile “suçsuz ilan edilmesi” idi.

 
Katliamcıların amacı, 12 Eylül askeri darbesine zemin hazırlamanın yanında, halklar ve inançlar bahçesi olan Maraş’ta Alevi, solcu, demokrat insanları kıyıma uğratmak ve sağ kalanları da baskı, sindirme, korku psikolojisi ile göçe zorlamaktı. Böyle büyük ölçekli bir senaryonun devletin derin güçlerinden icazet alınmadan yapılması mümkün değildi. Zaten katliamda baş aktörün “DERİN DEVLET” olduğu yıllar sonra Başbakanın çekmecesinden çıkan “bilgi notu”nda ortaya çıkmadı mı?

 
Sivas’ta 33 Canımızın yakıldığı katliam için “Biz Sivas’taki şeriatçı örgütlenmenin gücünü ve herhangi bir kalkışmada ne kadar sürede kontrol altına alınabileceğini görmek istedik. Ama ipin ucu kaçtı, saldırganlara hakim olamadık.” diyen “DERİN DEVLET” anlayışı tarih boyunca gerici, şeriatçı, faşist güçlerle kol kola idi. Madımak Katliamı’ndan 15 yıl önce Sivas’ta ve Çorum’da idi. Zira bu anlayışın var olma sebebi, yaşamsal dayanakları ve hizmet amacı karakteristiğini ayan beyan ortaya koymaktadır.

 
Baba İshak ve Yarenleri’nden, Yol Ulumuz Pir Sultan Abdal’a, Deniz Gezmiş’e, 12 yaşında semah dönmek için gittiği Sivas’ta yakılan Koray Kaya’dan, 12 Yaşında 13 kurşunla Doğu’da öldürülen Uğur Kaymaz’a kadar yaşanan tüm cinayet ve katliamların sorumlusu aynı organize güçlerdir. Bu organize güçleri örten perde, gelip geçen çeşitli hükümetler ve şu anda iktidarda bulunan AKP Hükümeti tarafından özenle korunmuştur, açılmamıştır.

 
Yaşatılan bu katliam ve vahşetlere karşın katliamları yapanlar değil, katliamları gündeme getirenler suçlu görülmekte; “yarayı kaşımayın, tarihi tarihçilere bırakın.” gibi kurnazlıklarla katliam ve katliamcılar unutturulmaya çalışılmaktadır.

 
Kuşkusuz, katliamda yitirdiğimiz canlar yüreğimizde karanlığa bir ışık olmaya devam ediyorla. Ama artık karanlığa ışık tutmak bedenlerin ateşlerde külleşmesiyle değil; bilimle, teknikle, akılla olmalı…

 
Bunun için geçmişte yaşanan katliamları unutturmayarak, katliamların yenilenmesini önleyerek, farklılıkların zenginlik olduğu bilincini beyinlere kazıyarak ve hepsinden önemlisi vicdanlarımızla, geçmişimizle, ayıplarımızla, suçlarımızla yüzleşerek ışığı çoğaltmalıyız.

 
Bu nedenle Maraş’da insanlık dışı kıyımın vicdanlarımızda yarattığı utancı hep birlikte temizlemek gerektiğine inanıyoruz. Madımak’ın toplumsal belleğimizde açtığı yarayı da demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerine, eşitliğe, çok kültürlülüğe inanan kesimlerle sarabileceğimizi biliyoruz. Katliamlarla yüzleşmenin ve gerçek faillerin bulunmasının gerekliliğine inanıyor, Maraş’ın unutulması halinde farklı kimlik ve inançtaki her insanın can ve mal güvenliğine yönelik tehditlerin artarak devam edeceğini görüyoruz.

 
Türkiye, geçmişindeki bu utancı temizlemek, geleceğini de aydınlatmak zorundadır. Bizce bunun çözümü katliamın gizli arşiv belgelerinin açıklanması, karanlıkta kalmış gerçek faillerinin bulunması ve Alevilerden özür dilenmesidir. Yeni Katliamlar yaşamamak için Maraş’ın unutturulması yönündeki girişim ve çabalara set çekmek, toplumun ve devletin yüzleşmesini sağlamak bu açıdan önem taşımaktadır.

 
Pir Sultan Abdal Derneği kararlı bir şekilde bir arada yaşama kültürünü tahrip eden karanlıkta kalmış bütün katliamların aydınlığa kavuşturulması için mücadele veriyor ve laikliği, bireyin ve emeğin özgürleştirilmesini, devletin demokratikleştirilmesini savunan güçlerle omuz omuza olmayı önemsiyor. Vereceğiniz desteğin, farklı kültürlerin ve inançların bir arada yaşayabileceği bir Türkiye özleminin gerçekleşmesine katkı sunacağını, Maraş katliamını unutturmak isteyen çevrelere etkili bir cevap olacağına inanıyoruz.

 
21. Yüzyıl insan hakları, özgürlükler ve bilim çağı olmalıdır. İnsan hakları, özgürlük ve bilim gibi kutsal değerlere ve katliamlarda yitirdiğimiz canlarımıza, yaşam ve varlık gerekçemiz olan kültürümüze saygının bir gereği olarak diyoruz ki; devletin derin çekmecelerinde gizli arşivler açılmalı, katliamların yaşayan tanıkları dinlenmelidir. Arşivlerin, yaşayan tanıkların, kitap, belge ve o dönemdeki mahkeme tutanaklarının ışığında katliamda suçu, hatası ve ihmali bulunan birey ve kurum her kim varsa evrensel hukuk verileri çerçevesinde yargılanmalı, gerekli cezalar verilmelidir.




 
MİTİNG : 21 ARALIK 2008 PAZAR- ADANA

 
Toplanma Yeri : Saat 11,00 Mimar Sinan Anfi Tiyatro Önü

 
Miting : Saat 13,00 Uğur Mumcu Meydanı

 
KONUK SANATÇI: OZAN EMEKÇİ

 
PİRSULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ

 
ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU(ABF)’NUN DESTEĞİ İLE
 
 

19 - 24 ARALIK 1978 - MARAŞ KATLİAMI

 

Balıkların hafızası üç saniyeliktir... Onun içindir ki akvaryumda iken okyanusta sanırlar kendilerini…


Her gün onlarca insanın katledildiği yıllardı 70’lerin sonları. Okullar, kahveler basılıyor, bombalanıyordu. Gecekondu semtlerine giden belediye otobüsleri taranıyor yoksul halk öldürülüyordu. Fabrika önlerinde devrimci işçiler düşürülüyordu pusulara bir bir… Bir “iç savaş” görünümü vardı bütün ülkede. Faşistler, “ya susturacağız ya kan kusturacağız” derken arkalarındaki egemenlere ve sıkıyönetim komutanlarına güveniyordu besbelli. Bir yandan faşist saldırılar sürerken, diğer yandan bu saldırı karşısında kendini savunan devrimciler ve halk güçleri bulunuyordu. Sivas’ta, Malatya’da ve Çorum’da sağ - sol çatışması, Alevi - Sünni çatışması değildi yaşanan. İşte bu süreçte 19 - 24 Aralık 1978, Maraş katliamı olarak yazıldı tarihe.


19 Aralık: Maraş’ta faşistlerin propaganda amacıyla Cüneyt Arkın'ın "Güneş Ne Zaman Doğacak" filmi Çiçek Sinemasında gösterilirken faşistler tarafından sinemaya ses bombası atılarak katliam süreci başlatıldı.

 
20 Aralık: Saat 20.00 sıralarında bu kez de, Yenimahalle'de sol görüşlülerin ve Alevilerin devam ettiği Akın Kıraathanesi'ne patlayıcı madde atıldı ve iki kişi ağır yaralandı.

 

21 Aralık: Faşistler, kendi attıkları bombaya "misilleme" olarak 21 Aralık akşamı, TÖB – DER üyesi Maraş Meslek Lisesi öğretmenlerinden, Hacı ÇOLAK ve Mustafa YÜZBAŞIOĞLU’nu katlettiler.

 

22 Aralık: Faşistler, gerici yobaz halkı da örgütleyerek öğretmenlerin cenaze törenine saldırdılar. Argümanlar yine aynıydı, “aleviler camilere saldırdı, ateşe verdi” diye mahallelerden, köylerden Cuma namazı sonrasında insanları toplayıp kışkırttılar.


23 Aralık: "Allah adına savaş"a çağrılan Maraş köylerinden gelenlerin katılımıyla başlayan Maraş katliamı boyutlanarak 25 Aralık gecesine kadar sürdü.



Resmi verilere göre katliamın bilançosu:


Ölü sayısı: 111



Yaralı sayısı: 1000'in üstünde

 

Tahrip edilerek yakılan ev: 552

Tahrip edilerek yakılan işyeri: 289



Yakılan oto: 8


Ancak gayri resmi verilere göre olaylar sırasında, 500 insanın yaşamını yitirdiği ve 5 binden fazla insanın yaralandığı söyleniyordu.


Saldırılar durmuş ama halkın korkusu durmamıştı. Yaşananların soykırım sonrasında Maraş'taki Alevi nüfusun yüzde 80'i kenti terk ediyordu.


Davanın sonucu:



Adana, Kahramanmaraş, Gaziantep, Adıyaman, Hatay İlleri Sıkıyönetim Askeri Komutanlığı 1 Numaralı Askeri Mahkemesinin (Esas No: 1980/82, Karar No: 1980/520 sayılı) gerekçeli kararı:



Hakkında dava açılan sanık sayısı: 804



Ölüm cezasını alanlar: 29



Müebbet hapis cezası alanlar: 7


15 - 24 yıl arası hapis cezası alanlar: 7



10 - 15 yıl arası hapis cezası alanlar: 29



5 - 10 yıl arası hapis cezası alanlar: 259



1 - 5 yıl arası hapis cezası alanlar: 26

 

Beraat edenler: 379



Karar aşamasında firarda olanlar, çeşitli nedenlerle davası tefrik edilenler

ve ölümle davası düşenlerin toplamı: 68 oldu.



Ölüm ve müebbet cezalarının dışındaki diğer hapis cezalarında 1/6

arasında indirim uygulandı, cezalar daha da azaltıldı.



Mahkemenin kararı, Yargıtay'da bozuldu. Yeniden yargılama, Yargıtay süreci vb. idam cezaları uygulanamadı. Hafif cezalarla dosya kapandı. 90’lı yıllarda Maraş katliamı davasında sanık olarak yargılananlardan kimileri milletvekili olarak parlamentoya girdi, ödüllendirildi. Katliam döneminde Maraş Vali Vekili olan Abdülkadir AKSU ise milletvekili olmakla kalmadı İçişleri Bakanlığına kadar yükseldi. Dönemin hükümetinin başı olan Ecevit ise, yeniden yıldızı parlatılarak Başbakanlığa oturtuldu. 

 

Maraş'ta olan bir savaş değildi, bir katliamdı. Bunun adına “anarşi” denmez, “sağ - sol çatışması” ise hiç denemez. Bu, “Alevi - Sünni çatışması” da değildi. Olaylar, ne bir rastlantı, ne de "halkın galeyana gelmesi" sonucu olmuştu. Olaylar aylar öncesinden planlanmış ve programa konulmuştur. Maraş'ta olan plânlı ve örgütlü bir faşist saldırıydı. 12 Eylül döneminin 2. Ordu Komutanı Orgeneral Bedrettin DEMİREL, Cüneyt ARCAYÜREK’in yazdığı, “12 EYLÜL’E KOŞAR ADIM” kitabında, ‘Biz darbe yapmaya 1978 yılında karar verdik. Ancak şartlar olgunlaşsın diye bekledik” derken, aslında Maraş Katliamını 12 Eylül’de yapılan darbenin şartlarının olgunlaşması için yapıldığı/yaptırıldığı da itiraf ediliyordu.

 

Maraş katliamı sırası ve sonrasında demokrasi güçleri ülkenin her yerinde öfkesini sokağa taşımış, eylemlerle, çalışanlar üretimden gelen güçleriyle faşist katliamı lanetlemiştir. Yüzbinlere varan sayıda insan, insanlıkdışı katliamı lanetleyen sokak gösterilerine katıldığı, üretimi durdurduğu için gözaltına alınmıştır. Karakollarda yer kalmamış askeri kışlalar gözaltı yerine dönüştürülmüştür.

 

Maraş katliamı unutulmamalı, 12 Eylül darbecilerinden hesap sormanın yolunun Maraş katliamının hesabının sorulmasından geçtiği asla göz ardı edilmemelidir.

 

Maraş katliamına yönelik duyarlılığın son birkaç yıldır daha da arttığı gözlenmektedir. Bu yıl Alevi dedelerinin 21 Aralık’ta Maraş’ta, alevi örgütlenmelerinin, ilerici, demokrat güçlerin Adana’da buluşma kararı alması sevindiricidir. Alevilerin ve demokrasi güçlerinin Sıhhiye’de yüzbinleri bir araya getiren muhteşem gösterilerinden sonra, tüm ülkede Maraş katliamına yönelik büyük bir öfkenin patlaması zor olmasa gerek.

 

Daha önce paylaşıma sunduğum Maraş katliamı slayt gösterisini yeniden düzenleyerek tekrar paylaşıma sunuyorum. 6.6 MB boyutunda, 70 kareden oluşan slayt gösterisinin süresi 18 dakika. Demokratik kurumlar ve siyasal örgütler gerçekleştirecekleri anmada bu slayttan sinevizyon gösterisi olarak yararlanabilecekler.

 

Aşağıda link adresini verdiğim slayt gösterisini sizlerle paylaşırken, sizlerinde bunu yaygın bir şekilde dostlarınızla paylaşacağınıza ve kurumlarınızda değerlendireceğinize inanıyorum.

 

Katliamlardan, acıdan, kan ve gözyaşından uzak bir yaşam dileğiyle.

 

Sevgiyle kalın…

 

 

Yılmaz Kızılırmak