YEREL ŞOVENİZMİN SON İCRAATI: “DİNK CİNAYETİ”
AYDIN KATUS - (29.01.2007)
“Sizler, kendisine basında, siyaset ve bürokratik kadrolarda derin devletin katkılarıyla mevkiler bulmuş, milliyetçilik maskesi altında kendilerine verilmiş görevleri türlü sinsiliklerde yerine getirme savaşımı, mücadelesi içerisinde bulunan, bu ülkenin gerçek ve ciddiyetle korkulması gereken hainleri… Sizlere sesleniyorum. Sistemli şekilde cahillik ve çaresizliğe sürüklediğiniz insanlarımıza enjekte etmekte olduğunuz şoven ve bağnaz kökenli anlayışlarınızı iğrenç buluyoruz.
Biz bu ülkeyi ve banal sloganlı naralarınızda sıkça belirttiğiniz vatan toprağını sizin gibi düşmanlık, ölüm ve intikam psikozu ekseninde değil, insanlığın evrensel bilgi birikimi ve bununla harmanlanmış hümanizm anlayışıyla seviyoruz. Çünkü biz içi boş, ucuz naralar atmayacak denli zekiyiz. Çünkü bizler, bu vatanı Hrant Dink ve benzer duruşlar sergileyen aydınlarımızı vatan hainliğiyle itham eden çürük zihniyetin, bu ülkeyi gerçek manada seven insanlara yönelik sürekli bir saldırganlık içerisinde olduğunu gayet iyi biliyoruz.
Uzun ve kararlı bir mücadeleyle evrensellikten ve bilgi toplumundan uzak tuttuğunuz insanlarımızı “Bir Türk dünyaya bedeldir”, “Ne mutlu Türk’üm diyene” ve benzeri hamaset içerikli sloganlarla, dolduruşa getirmekte emperyalizmin maşalığını samimiyetle yerine getiren yerel işbirlikçilerin, siyaset ve kamu görevlilerinin sağladığı olanaklarla genel manada bir başarı gösterdiğinizi kabul etmekteyiz. Fakat, sırf Türk olmakla mutluluk ve gurur duyulmasının basit bir yanılgıdan ya da kandırmacadan öteye başka bir şey ifade etmediğini bizler gayet iyi biliyoruz. Sırf “Türk” olmak evrensel manada duyulacak bir gurur mudur? İnsan “Ne mutlu Türk’üm” diyerek mutlu olabilir mi? Evrensel ölçekte gurur veya mutluluk duyabileceğimiz ne gibi meziyetlerimiz, başarılarımız bulunmakta? 0 – 5 yaş arası çocuk ölümlerinde kabul edilebilir düzeyin çok üzerinde çocuğun yitirildiği, neredeyse 3. dünya ülkeleri yaşam standartlarına sahip bir ülkede yaşıyor olmaktan mı mutlu olmalıyız? Sürekli dikkatli ve tetikte olması gereken, düşman komşumuz Yunanistan’da yaşayan bir insandan 65 basamak aşağıda bir hayat standardına sahip olmaktan mı gurur duymalıyız? Yoksa evrensel bilgi bankasına kullanılabilir bir bilimsel katkıda bulunamamış bir ülkede, bu sığ ortama rağmen evrensel niteliklerde üretim yapabilmiş 5 Türk yazarın adını bile sayabilmekten aciz fakat, konu insan öldürmeye ve kaba milliyetçiliğe gelince körüklenmiş bir tembellikle ağzı salyalı naralar atabilme yeteneğine haiz kör kafalı genç nesillere sahip olduğumuz için mi mutlu ve gururlu olmalıyız? Tabii ki hayır… Milletçe sahip olduğumuz, hayatlarımızı hemen her gün hatta her an yaşanılan bir kabusa çeviren, aslen utanç duyulması gereken bu özellik ve niteliklerimizle gurur duyulamayacağını artık bilmeli ve kendimizi kandırmamalıyız. Neredeyse asırlardır sürdürülen Türk’e Türk propagandasına alet olmuş gençliğin artık bu ucuz, kaba ve bağnaz milliyetçiliğin etkisinden kurtulmasının gerekliliği tüm açıklığıyla göz önünde bulunmaktadır.
HEPİMİZ…
Evet, hepimiz Hrant’ız ve hepimiz faşist hainler tarafından haksızlığa, ayrımcılığa, hor görülmeye, caniliğe, barbarlığa maruz kalmış insanlarız, halklarız… Hepimiz, Çorum’da, Kahramanmaraş’ta, Sivas’ta vahşice katlettiğiniz Alevileriz. Hepimiz, yıllardır varlığı kabul edilmeyen, yok sayılan, “varım” diyenlerin yok edildiği Kürtleriz. Hepimiz yüzyıllardır bu topraklarda yaşayan, coğrafyamıza kültürleri ve inançlarıyla renklilik, farklılık ve olumlu katkılar sunan fakat kör beyinli bağnaz şovenlerce sürekli gizli veya açık aşağılanmalarla karşı karşıya kalmış Ermeniler, Rumlar ve Yahudileriz. Hepimiz, egemenliklerinizi sürdürme pahasına çeşitli metotlarla yok ettiğiniz, bu ülkenin doğrularını dile getiren gerçek ve vatansever aydınlarıyız. Hepimiz, yıllardır fakirliğe, bilgisizliğe, çaresizliğe mahkum edilmiş Türkiye halklarıyız. Hepimiz, kapitalizmin taşeronu emperyalist güçlerce ezilen, katledilen, uygulanan akıl almaz barbarlıklarla hayatı mahvedilen Filistinli, Lübnanlı, Iraklı, Vietnamlı, Koreli, Kübalı, Libyalı, Afgan, Somalili ve dünyanın diğer mazlum halklarıyız. Sizler sığ, kaba, barbar ve güdük milliyetçiliğinizle, üzerini kara-bağnaz bir örtüyle kapattığınız zekanızla bunu anlayamazsınız. Oysa beyninin ücra köşelerinde biraz olsun vicdan, mantık ve insan sevgisi bulunduran her insan haksızlığa uğramış olanın yanında yer alacak merhamete ve adalet duygusuna sahiptir. Emperyalizmin bekası için elinden geleni ardına koymayan yerel taşeronlarda bu vicdanı, adalet ve atalarımızdan bize miras kalması gereken; haksızlığa uğrayanın yanında yer alma, onu koruma duygusunu -tavrını- bulmaya çalışmanın veya ummanın bu topraklarda hayalci bir beklenti oluşturması garip ve hüzün veren bir gerçek.
Sizler, Ogün Samast ve geçmişteki ya da gelecekteki benzerleri! Şunu iyi bilmelisiniz: Tarih zulmedenleri, katilleri, bencilleri, ırkçıları, halk düşmanlarını, satılmışları, açık ve gizli yürütülen hainlikleri, bünyesinde mide bulandırıcı, zihinleri ürpertici satırlarla kaydetmektedir. Dünya halklarına, din, dil, ırk ve mezhepsel kökenli şoven ayrımcılıklarla yaklaşan düşüncelerin, akımların ve liderlerin tarihin en karanlık sayfalarında yer aldıklarını görmek en bilgisiz ya da önyargılı beyinlerce bile görülebilecek netliktedir.
Emperyalizmin, kişisel çıkarları uğruna yerel manadaki kirli işlerini yaparak halkına, ülkesine ve yaşadığı coğrafyaya açık bir ihanet içerisinde bulunan kafatasçı şovenlerimizin, onların piyonları olan Ogün Samast’ların ve benzer gençlerimizin toplumumuza, insanlığa karşı yürüttükleri hataları ve haksızlıkları, tarihin objektif analiziyle mutlaka belirlenecektir. Ve bizler, birgün mutlaka açıklığa kavuşacak bu gerçeklerin netleşmesiyle yok olmanıza dek sürecek olan ve sizlere karşı yürüttüğümüz, korktuğunuz, kaygılandığınız vatan hainliklerine devam edeceğiz. Bizlerden korkmaya devam ediniz!...
AYDIN KATUS - (29.01.2007)