Zulüm için zalimlere, Evlat yollaman Analar,,,  Bile bile ölümlere, Mendil sallaman Analar........ ŞİDDET YERİNE BARIŞ, SAVAŞ YERİNE SİYASET,  GÖZYAŞINA YERİNE KARDEŞLİK,  SİLAHLARI SUSTURUN,  GÖZ YAŞLARINI DİNDİRİN.... Terör ve Savaşa hayır.......  Ne Mutlu Türk Kürt, Danimakalı, xxx her şeyden  önce İNSANIM diyene.......

 

Yazıların devamını okumak için başlık veya resimlere tıklayınız..

Ferhat Tunç'a “Bölücülük suçundan 15 yıl ceza talebi''  ABF / Ali BALKIZ 26.07.2010

 

Türkiye’de başta siyaset kurumu olmak üzere, yargının da eşitlik, özgürlük ve çoğulculuk gibi evrensel değerleri gözetmesi tarihi bir sorumluluktur.

Sanatçı dostumuz Ferhat Tunç’un bir festivaldeki konserinden önce, dinleyicileri ile günlük yaşama ve Türkiye’de olup biten toplumsal olaylara dair görüşlerini paylaşması, bir aydın ve sanatçı duyarlılığıdır.

Düşünceyi ifade etmek ve bir sanat ortamında paylaşmak “suç” teşkil etmez, etmemelidir.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Ferhat Tunç’a açtığı bu davayı; sanatın, eşitlik ve çoğulculuk talebinin yargılanması olarak görüyoruz ve bu uygulamayı kınıyoruz.

>>>                                                                                           

Kürt sorunu için 17+1 çözümü önerisi:  Radikal / 19 Temmuz 2010 Pazartesi 09:57

ÜR-KÜRTMEYİ bırakın, ÇÖZÜN.

TESEV  Kürt sorununun 'kalıcı' ve 'demokratik yol'la çözümü için hazırladığı raporda, 17 kanun ve Anayasa'da bazı temel değişiklikler yapılmasını önerdi.

 

TESEV, Kürt sorununun 'kalıcı' ve 'demokratik yol'la çözümü için hazırladığı raporda, 17 kanun ve Anayasa'da bazı temel değişiklikler yapılmasını önerdi.
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etkileri Vakfı (TESEV) tarafından hazırlanan rapordaa Kürt sorunun kalıcı ve demokratik çözümü için Anayasa ve 17 yasada bazı temel değişiklilerin yapılması gerektiği belirtildi.


Raporda, Anayasa’nın ve yasaların Türkiye’nin çok etnisteli yapısına göre yeniden düzenlenmesi gerektiği vurgulanarak, “Toplumsal hayatın farklı alanlarını düzenleyen çok sayıda yasada Türk etnik kimliğine referans ve vurgu içeren hükümler yer almaktadır.

 

Bu durum Türkiye toplumun çoğulcu yapısıyla bağdaşmamakta, Türk etnik kimliğine mensup olmayan Kürt ve diğer vatandaşları dışlamaktadır” denildi. TESEV’in 17 hukukçunun katkısıyla hazırladığı ‘Kürt Sorunu’nun Çözümüne Doğru Anayasal ve Yasal Öneriler’ raporundan satır başları:  >>>

ALEVİLİK VE HURAFECİLER  Barış Aydın / Paris  Tarih: 23 Temmuz 2010 Cuma

 

Daha allah ile cihan yok iken
Biz anı var edip ilan eyledik
Hakka hiç bir layık mekan yok iken
Hanemizi aldık mihman eyledi

HARABİ


‘‘Asalet insanın özündedir, asıl insan, özü ile bütünleşmiş olandır.’’
Aleviliğin islamın özü olduğunu söyleyen hurafecilerde birazcık insanı duygu var ise Hallac-ı Mansur’u, Bektaşi Veli’yi, Yunus Emre’yi, Pir Sultan’ı, Edip Haribi’yi, Virani’yi, Kul Hikmet’i, Dervani’yi, Genç Abdal’ı ve daha nice alevi önderleriyle hesaplaşmak zorundalar.
Bu ozanlar ve düşünürler bizim önderlerimizdir diyeceksin ondan sonra alevilik islamın özüdür diyeceksin. Bu tamamen kendi içerisinde bir tutarsızlık arz etmektedir. Sistemin dayattığı arap gericiliğini bize alevi yol’u diye, yolumuzu saptırmaya çalışanlara atalarımızın güzel bir sözü var hatırlatmakta yarar var.
‘‘Bir kimse düşünce ve davranışlarıyla eşşeklikte diretirse ona insan olduğunu hatırlatmakta ısrarcı olmayın.’’
  >>

 

Barış Aydın diğer yazıları:

ALEVİLER İSLAMDAN NASIL ETKİLENDİLER

PİR SULATAN ABDAL

EDEPLİ İNSAN NASIL OLUR

 

30´cu yılında, Çorum katliamı 3 bin kişiyle anıldı.

 

3 Temmuzda 2010’da Çorum Alevi Kültür Merkezi’nin öncülüğü ev sahipliğinde, Türkiye ve Avrupa Alevi kurumları, yerel sendika ve kitle örgütlerinin destek ve katılımı ile gerçekleşen, kitlesel anma etkinlikleri, yılların verdiği baskı ve korkuya rağmen, coşkulu bir şekilde ve olaysız geçti.

29. Yılında yapılan ilk anma ve basın açıklamasına, ancak 100 kişinin katıldığı etkinliklere, bu yıl yaklaşık 3 bin kişi katıldı.  Anma etkinlikleri Milönü Mahallesi, Çorum AKM önünden, 29 Mayıs 1980’de olayların başladığı Çorum Saatkulesi’ne, faşizme, gericiliğe karşı, barış dostluk ve yetkililerden hesap sorulması yönünde sloganlarının atıldığı yürüyüşle başladı. Çorum Saatkulesi önünde, Çorum AKM başkanı Nurettin Aksoy dede basın açıklamasında bulundu. Türküye ve Avrupa Alevi üst kurum başkanları, Ali Balkız, Ercan Geçmez, Turgut Öker ve etkinliklere deste veren kitle örgütlerini temsilen birer konuşma yapıldı, barış güvercinleri uçuruldu.  Ardından Çorum HBV Vakfında Çorum katliamında yitirilen canların anısına can yemeği verildi. Vakfın cenaze ünitesinin açılışı yapıldı.  Akşam Çorum Atatürk kapalı spor salonunda yaklaşık 3 bin kişinin katılımı ile, konferans, konuşmalar, koro, Çorum katliamı belgeselinden görüntüler, semah ve Alevi deyişlerinin okunduğu konserle coşkulu bir gece yapıldı.. etkinlikten resimler >>>

2 Temmuz´da SİVAS'ta  -  3 Temmuz'da ÇORUM'dayız  Feramuz Acar 

 

(Çorum katliamı Video izle)

Her zaman mazlumdan, ezilenden, barıştan, sevgiden, insandan yana, bir duruş sergileyen, bilimi yol, sevgiyi din eyleyen, Anadolu -Alevi-Bektaşi-Kızılbaşların tarihi, ne yazık ki katliamlar tarihi  olmuştur.. Selçukludan, Osmanlı, Cumhuriyete, Dersim’den Maraş, Çorum, Sivas, Gazi’ye.. Baba İshak, Kalender, Şahkulu, Pir Sultan, Bedrettin, Seyit Rıza, Deniz, Yusuf, İnan, İbolar ve binlercesi, namerde boyun eğmeyip, insanca mutlu yaşamak için, hakim güçlerin zulmüne karşı direnip, bu yolda serini vermiştir..  Zalimin zulmü gözümüzü yaş, kesilen başlarımız, namımızı Kızılbaş eylemiştir..  

 

Katliamlarda yitirdiklerimizin resimleri, anıları mekanlarımızı mezarlığa çevirmiştir…  Ölülerimizin ardından ağıt yakmaktan, dirilerimizin önünden gidemez olmuşuz.. Yıllar yılı, bir önceki yara kapanmadan, başka bir yara açılmıştır bağrımızda..  Bunlardan biri Çorum Katliamıdır. >>>

Son aşama: Madımak müze olmalı…  Turgut Öker / AABK Genel Başkanı  /    Köln, 17.06.2010

 

Madımak Oteli’nin kamulaştırılmasını şüphesiz olumlu ve önemli bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Fakat önümüzdeki süreçte otelin müze dışında başka bir kullanım şekliyle açılmasını peşinen reddettiğimizi kamuoyuyla paylaşırız…

17 Haziran 2010 tarihinde haber ajanslarına düşen ‘Madımak kamulaştırıldı’ haberini önemli bir gelişme olarak kaydettiğimizi belirtmek isteriz. Alevi toplumu olarak 17 yıldır utanç abidesi olarak halkımızın karşısında duran et lokantasının kapatılmasını ve binanın kamulaştırılmasını, vicdan sahibi herkesin kabul ettiği tek çözüm olarak görmekteyiz.

Yıllardır Madımak Oteli önünde toplanan başta Madımak şehitlerinin ailelerinin ve on binlerce duyarlı insanımızın taleplerinin gerçekleşmesi sadece Alevi toplumu değil, Türkiye açısından da bir ilktir. 17 yıllık örgütlü mücadele sonrasında duyarlı hale gelmek zorunda kalan hükümet yetkilileri, aslında 17 yıl önce yapılması gerekenleri “gecikmeli bir şekilde” yerine getirmeye çalışıyorlar. Tarafımızca bu adımlarla ilgili yapılacak ‘en doğru’  final ise; Otelin müzeleştirilmesidir…

Bir utançtan başka bir utanca geçilmesin…

Şimdiden yetkilileri çözüm noktasında yanlışa düşmeme konusunda uyarıyoruz. Eğer Madımak ile ilgili kesin ve kati bir çözüm isteniyorsa, tek yol otelin müze olarak kullanıma açılmasıdır. Kitapçı, kütüphane ve Turizm Bakanlığı’na bağlı satış merkezi haline getirilmesi sadece ve sadece “bir utançtan başka bir utanca geçme” anlamını taşır. Ve şimdiden Madımak ile ilgili karar verecek yetkilileri uyarıyoruz: Madımak otelindeki tek çözüm ibret müzesidir…

Kamuoyuna saygıyla bildiririz…                                                                                                                      

 
Cumhuriyet Gazetesi imtiyaz sahibi ve yazarı İlhan Selçuk tedavi gördüğü hastanede 85 yaşında böbrek yetmezliğinden hayatını kaybetti. >>>
 

 

HANGİ PEZEVENK
İrticanın Dibi Yoktur......../ İlhan Selçuk
Amerika Irak'ı işgal ederken ne düşünüyordu:
Diktatör Saddam 'i devireceğiz, yerine demokrasiyi
kuracağız; halk bizi çiçeklerle bekliyor...
Ne oldu?.. Irak nerdeee?.. Demokrasi nerdeee?..
***
Amerika bir yandan Irak'ı işgal ederken öte yandan
Türkiye için ne düşünüyordu? .
'Ilımlı İslam Devleti Modeli...'  >>>

 

Barış: Bu kanı ancak Türk ve Kürt anneleri durdurabilir. Hatice Kızıllyıldız  / 22.6.2010

Hangi aile çocuğunu dağ başlarında ölmesini bekler ve ister. Bence sorun sadece dil sorunu da değil. Adamlar kendi kaderlerini tayin etmek istiyorlar, niçin etmesinler? Almanya’da Türkçe dil ve din dersleri verilmiyor diye bağırıyorsunuz. Kürtlerin istekleri karşısında  niçin kendimizi kaybediyoruz? Sevginin olmadığı yerde  ne üretim ne de barış olur. Buna artık bir an evvel son verilip huzur içinde ülkemizde birlikte yaşamanın zamanı gelip geçiyor. İnsanlar zaten  geçim derdine düşmüş ülke gittikçe iç savaşa sürükleniyor, silaha  harcanan paralar kaç tane fakir doyurur, her iki tarafında silaha harcayacak parası olmamalı. Bizim gençlerimiz birbirini öldürüp silah tüccarlarına para kazandırmamalılar.  Bu kanlı çatışmalar sadece her iki tarafa da zarar vermekten ve ailelerine de acı vermekten başka hiç bir şeye  yaramıyor. Gençlerimizin üzerinden acımasız zengin olanları kazandırmamak için Türkiye halkı artık barıştan yana seslerini yükseltmeliler.  >>>

2 Temmuz'da Madımak Önünde Yapılacak Anma Krize Dönüştü 

AABK genel başkanı Turgut Öker

 

Sivas katliamının yapıldığı 2 Temmuz 1993 tarihinden beri 2 Temmuz ilk kez Cuma gününe denk geliyor. Bu yüzden Sivas Valisi Ali Kolat anma için kalabalık grupların Madımak Oteli önüne gitmesine izin verilmeyeceğini açıkladı. Ayrıca anmanın cuma namazı saatine denk getirilmemesine özen gösterilecek. Ancak Alevi kurumları her koşulda anmanın Madımak Oteli önünde yapılmasını istiyorlar. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Turgut Öker, 2 Temmuz'da 50 bin kişi ile Madımak'ın önünde olacaklarını söyledi. - Aleviler Konuyu Avrupa Parlamentosu'na Taşıyor .....

 

......KILIÇDAROĞLU'NU DA SİVAS'a BEKLİYORUZ  

17 yıldır Deniz Baykal bu anmalara hiç katılmadı. Ama bu yıl anmaya CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun katılmasını bekliyoruz. Gelmesi yerinde bir davranış olur. Kemal Kılıçdaroğlu'nun yanısıra bütün demokrasiden, laiklikten yana olan siyasi parti liderlerini ve sivil toplum örgütü temsilcilerini Madımak'a bekliyoruz. ....>>>

 

Yara kapandı mı?  Hatice Kızılyıldız

 

Sevgili Yeter ve sevgili serdar Doğan.
Yol TV, deki madımak gerçeği adlı programınıza telefonla katılanlardan aklını nerde yitirmiş bir soysuzun iğrenç sözleri, sizi yaralayıp incittiği kadar çoğunlukta olan biz izleyicileri de incitti ve çileden çıkarttı.Eğer, bu kendini bilmez sefil alevi ise? ki; olduğuna onca yaşadıklarımdan sonra inanıyorum. Programa telefonla bağlanmak istedim ne yazık ki düşmedi. (Madımak yarasını ne için deşip duruyorsunuz?) diyen bu soysuza , aslında sevgili Turgut Öker ve siz gereken cevabı verdiniz. Ama yinede içim, içimi yedi.Bu ne alçaklık? >>>

PATIRTI     Feridun Hayati Ünüvar

 

Halkına hizmetkarlıkta ustalaşmış Başbakan Recep bey öyle görülüyor ki,  küreselleştirmeye çalıştırdığı politikalarıyla artık dünya halklarına hitap eder olmuştur.

’’Van minüt’’ ile başlayan ingilizcesine, Konya’da yenilerini de eklemeyi başarmış ve ingilizcesinin yanısıra ibraniceyi de becerebildiği müşaade edilmiştir.

Bu gelişmeler, insanın aklına hemen şu soruyu getiriyor :

Recep bey bu performansıyla neden bir dünya lideri olmasın ki? 

Kim istemez ki bunu ?

Türkiye’nin büyük çoğunluğu, bunu ister.

Fakat dünyanın büyük çoğunluğu, Recep beyin bir dünya lideri olmasını istemez.

Recep başbakanın bir Nato Genel Sekreteri’nden veya bir Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nden ne eksiği var ki?  Şövenistce bakarsak  fazlası var , eksiği yok.

Fakat evdeki hesap,  çarşıya uymuyor. >>>

‘’Şeytan üçgeninde Mavi Marmara’’.   DABF başkanı / Feramuz Acar  4.6.2010

 

.......Mavi Marmara operasyonunun bir danışıklı dövüş olmadığı,  ABD, İsrail, Türkiye, üçlüsünün 1950’lerden bu yana sürdürdüğü işbirliğinin  Osama Bin Ladin örneğinde olduğu gibi,  ‘’Düşman gitti Dostluk bitti’’ anlayışı içinde bitiğini, yeni bir dönemin başladığını göstermektedir. Türkiye artık ABD’nin kanatları altında bu çizgisini sürdüremeyecektir. AKP  artık, alıştıra alıştıra, F-Gülen’in deyimi ile ‘’kıvamına gelene kadar’’  ılımlı İslam, diyalog, söylemleri altında, Türkiye’nin öncülüğünde amaçladıkları gibi, bölgede  İslam birliğine doğru gidecektir.  Kuşkusuz ABD ve İsrail’in bölgede nüfusunun kırılması olumludur, fakat yerine konmak istenen İslam şeriatı, gelen gideni aratacaktır. ABD ve İsrail kolay kolay bulundukları konumlardan geri adım atmayacaktır. Bölge halkları, kırk katır ile kırk satır arasında seçim yapmaya zorlanacaktır..  Halbuki bölge halklarının ve Alevilerin özlemi, ne ABD, ne Şeriat, laik, demokratik, barış içinde, ezmeden ezilmeden kardeşçe  mutlu yaşayacakları bir Ortadoğu’dur. >>>> 

Bu dünya geniş  herkese yeter.  Hatice Kızılyıldız

 

Dünyada ve Türkiye de gündem öyle hızlı değişiyor ki, insan hangisine ayak uyduracağını, neye, ne diyeceğini bilmiyor. Bir bakıyorsun eski dostlar düşman olmuş !!Bir bakıyorsun eski düşmanlar dost !

Gazze 'ye insani yardım götüren gemi İsrail askerleri tarafından abluka altına alınıyor.  İsrail tam bir baş düşman ilan ediliyor. İnsani yardım götüren gemi ise; İHH’nın önderliğinde devlet destekli ve İslami kesimin ağırlıkta olduğu, solcuların da desteklediği söyleniyor.  Öbür tarafta ise; eski düşman  olan zaman,zaman asıp,kestikleri, zaman, zaman kırmızı halı ile karşıladıkları Barzani Türkiye'ye davet ediliyor.  Anlayacağınız; düşmanımız kim, dostumuz kim bizlerde şaşırmış durumdayız. İsrail'le her türlü alışveriş içinde bulunuyoruz hatta, bu  gemiye askerleri getiren pilotların da Konya da eğitildiğini gazeteciler söylüyorlar.

>>>

BASINA VE KAMUOYUNA  Turgut Öker / AABF Genel Başkanı

Seyfi Oktay derhal serbest bırakılmasın..

 

Eski Adalet Bakanı Sayın Seyfi Oktay’ın Ergenokon soruşturması kapsamında gözaltına alınması, AKP’nin iktidara geldiği günden beri muhaliflerini, çağdaş, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinde yana olan insanları, aydınları, özellikle de Alevileri susturma, sindirme, tasfiye etme planının bir devamı olsa gerektir.

Yaşamı boyunca demokrasi için mücadele veren 76 yaşındaki Seyfi Oktay, sadece bir hukukçu değil, o aynı zamanda bir Alevi Dedesidir.

Alevi kamuoyu ve demokratik kitle örgütleri, AKP iktidarının ülkeyi karanlığa götüren bu antilaik, antidemokratik ve hukuk dışı uygulamaları karşısında artık sessiz kalmayacaktır. Eşitlik prensibine dayalı hukuk sistemine herkesin her zaman ihtiyacı vardır. Özgürlüklere saldıran, bağnazlığı ve hoşgörmezliği kamçılayan bir anlayış hiç kimseye yarar getirmez.

Toplumsal huzura ve barışa gereksinim duyduğumuz bir dönemde, AKP iktidarının kendisine ve topluma yarar getirmeyen ve ülkeyi bir kaosa sürükleyen bu hukuk dışı uygulamalarından vazgeçmesini ve sayın Seyfi Oktay’ın derhal serbest bırakılmasını bekliyoruz.

 

SEYFİ OKTAY’IN EVİNDE NE ARANDI?   Müyesser Yıldız / Odatv.com

Demirel ve Çiller Başbakanlığındaki koalisyon hükümetlerinde Adalet Bakanlığı yapan Seyfi Oktay’ın evinde, “Yargıdaki Alevi savcı ve hakimlerin” listesinin arandığı öne sürüldü. Arama sırasında mutfaktaki bulgur ve pirinçlerin içine dahi bakıldığı öğrenildi.

Dün ev ve ofisinde arama yapılan eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay’ın gözaltına alınma gerekçesi hakkında pek çok iddia var. Oktay’ın, “Ergenekon terör örgütünün hukuk yapılanması lideri” olduğu, HSYK seçimlerinde kulis yaptığı, Danıştay ve Yargıtay’daki bazı davalarda rüşvet, şantaj ve tehditte bulunduğu bilgisi sızdırılıyor. Bir başka iddiaya göre ise Oktay, HSYK Başkanvekili Kadir Özbek ve bazı HSYK üyelerini Ergenekon davasında baskı altına almakla suçlanıyor. Buna ilişkin birçok telefon görüşmesinin dinlemeye takıldığı belirtilen Oktay’ın, “Yargı camiası üzerinde hakimiyet kurarak, adaleti engelleme” gerekçesiyle gözaltına alındığı bildiriliyor. >>>

AABK  Tüzük Program kurultay kararları: 


 
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu'nun 28-30 Mayıs tarihleri arasında Kuşadası Güzelçamlı’da yapılan tüzük program kurultayında bir dizi kararlar alındı. Kararlar arasında; Kılıçdaroğlu'na kutlama ve şartlı destekte var.

 

6.     '''AABK olarak, Türkiye’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığı’na seçilmesinden dolayı kendisini kutluyoruz. Alevi kimliğinden dolayı kendisine gelecek her türlü saldırının karşısında olacağız. Kılıçdaroğlu öncülüğünde CHP’nin bugüne kadar ki çizgisinden uzaklaşıp,  laik, demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi bir Türkiye için, var olan Alevi, Kürt ve azınlıklar sorununa, işçi ve emekçilerin haklarına sahip çıkan, evrensel sol, sosyal demokrat bir partiye dönüşmesini talep ediyoruz.'''  >>>

Çorum olaylarının 30. yılı anma etkinliklerine çağrı    Çorum Haber/ 15 Mayıs 2010 Cumartesi

Alevi Kültür Merkezi ve Hacı Bekaş veli Anadolu Kültür Vakfı ile bazı sivil toplum kuruluşlarının da desteği ile 3 Temmuz'da gerçekleştirilecek olan anma töreni için oluşturulan ziyaretlere başladı.

Baro Başkanı Av.Mahmut Bayatlı'yı ziyaret eden komite üyeleri Çorum olaylarının 30. yılında "Acıyı bal eyledik" sloganıyla düzenlenecek olan anma törenine davet etti. Törende kaybedilen canları anacaklarını, provokatörleri lanetleyerek inadına birlik ve inadına kardeşlik diyerek barış güvercini uçuracaklarını ifade eden Alevi Kültür Merkezi Başkanı Nurettin Aksoy; tüm sivil toplum kuruluşlarının kendilerine destek vereceğine, provokatörleri lanetleyeceğine, sevgi zincirini oluşturmak için uzatılan elleri havada bırakmayacağına inandıklarını vurgulayarak, 3 Temmuz'da Hürriyet Meydanı'ında yapılacak anma töreninin yanı sıra, Devlet Tiyatro Salonu'unda panel, Atatürk Spor Salonu'nda şenlik yapacaklarını anlattı. >>>

Bir sunni gözüyle Cem Evleri gerçeği  -  “İyiki varsın CEM EVİ.”     (Vatandaş) Hüseyin DOĞAN Londra

 

(((Sayin yetkili,  Aşağıdaki yazımı yayın ilkelerinize aykırı değil ise ( konuk yazar veya halkdan gelenler)  başlığı altında (muhtemel bir yanlış anlamaya neden olamak için) eklenti ve alıntı yapmadan tümünü yayınlamanızı dilerim.  /  24 Mayıs 2010 Londra   Saygılarımla  Hüseyin Doğan)))

 

Olası atgözlüklülerin, yazımın sonunda öküz altında buzağı aramamaları için peşinen kendimle ilgili özel  bilgiler verme (görgüsüzlüğüne) ihtiyacı duyuyorum af ola. Ben on yıldır İngilterede yaşayan altmışlı yaşların içinde dini ibadetlerini yerine getirmeye çalışan söylemesi ayıp geçen sene (eğer Allah kabul etmiş ise) Haç görevinide ifa etmiş olan sunni mezhebinde bir Türkiye Cumhuriyeti (Türk) vatandaşıyım. >>>       Bu yazıya CEVAP  03. 06. 2010. Bekir Özgür.

 

Ozan Emekçi’yle röportaj (Yazar: Deniz Berxwedan Serinci)

“Cem Vakfı yarın kadınlara “Cem Evinde başını bağladın da, sokakta niye bağlamıyorsun?” diyecek” 

... Cem Vakfı kadınları başını bağlamadan Cem Evine sokmuyorlar - bu cem evi midir, cami mi? İçeri gidiyorsunuz, kadın ve erkek ayrı yerde oturuyor - bu cem evi midir, cami mi? Alevileri asimile etmenin en büyük nedenlerden kendi içimizden çıkan insanların Alevileri asimile etmeye çalışmasıdır. Cem Vakfı yarın kadınlara diyecekler ki, “sen Cem Evinde başını bağladın da, sokakta niye bağlamıyorsun?” Çarsı da niye bağlamıyorsun?” Bu asimilasyondur. Alevi köylerinde neden cami yapıyorlar? Biz camiye mi gidiyoruz? Mesajım “Biz 72 millete bir gözle bakıyoruz, bir sizi değiştirmeye çalışmıyoruz, sizde bizi değiştirmeye çalışmayın”.

Bu yüzden İzzettin Doğan’ı Alevi olarak görmüyorum. Bir insanın Alevi olması için Alevi anne ve babadan doğması gerekmiyor. Alevi olmak için alevice yaşamak gerekir.  .....  >>>>

İŞTE BU BENİM ANAYASAM’ DİYEMİYORUM   14:39 28 Nisan 2010  TURAN ESER


Genel seçimler öncesi, AKP hükümeti, sonucunun olumlu ya da olumsuz olması halinde de, kazançlı çıkacağı bir Anayasa paketiyle siyaseti ve toplumu saflaştırmayı başardı. Paketin kabul edilmesi halinde istediğini elde etmiş olacak. Kabul edilmediği durumda ise bir “mağduriyet” edebiyatına sığınarak oya tahvil edecektir.


AKP’nin demokratikleşme niyeti taşımadığını anlamamız için, gerek AİHM, gerekse Danıştay’ın, değiştirmesini istediği Zorunlu Din Dersleri ile ilgili düzenlemeyi dikkate almayacak kadar, sinsi bir anayasa paketi olduğunu görmemiz yeterlidir. Hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye’ye ilişkin taze kararındaki “Kimliklerde din hanesinin bulunması, dini inanç ve düşüncelerin ifşa edilmeme özgürlüğü kavramına aykırıdır” hükmü ortada dururken, anayasa paketinin bunu içermemesini nasıl okumalıyız?

>>>

ALEVİLİĞİN GÜNCEL SORUNU ÜZERİNE  29. Nis. 2010. Özgürce.

........

Şehir yaşamında farklı etnik köken ve dinsel inançtan toplum katmanlarıyla iç içe yaşadıkları bağlaşıkları; barıştan, eşitlikten, özgürlükten yana olan ve ezilen emekçi kesimlerle ortak değerler uğruna demokratik kitle örgütleriyle birlikte hareket etmeleri, hatta içinde yer almaları, Aleviliğin geleneksel özüne uygun bir davranıştır.   Bir yandan “Alevilik İslam’ın özüdür”, öte yandan ırkçıların “Alevilik İslam’ın Türkçe yorumudur”, diğer yandan “ateistler Aleviliği din dışı gösteriyor” teraneleri, devlettin çok yönlü asimilasyon politikası yaşlı Alevi kuşak nezdinde prim yapabilir. Ancak, hiçbir konuda tutucu olmayan ve geleceğin mimarı gençlik, bu tür söylemlere gülüp geçmektedir. Ulu köklerimizin “eline-diline-beline” bayrağına, “emeğe ve emekçiye saygı” şiarını da yazarak, Aleviliği özüne uygun çağdaş insani değerlerle yapılandırma mücadelesi veren gençliği coşkuyla selamlıyorum.  

DABF 10. olağan genel kurulu yapıldı

17.04.2010 tarihinde, Danimarka’nın Ringsted şehrinde Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu 10. Olağan Genel Kurul’unu gerçekleştirdi.

Divan başkanlığını Sayın Şeref Renkli’nin yaptığı Genel Kurulu, katılabilecek 50 delege sayısından, 40 delegenin katılımı ile gerçekleşti.

Saygı duruşundan sonra DABF Başkanı Sayın Feramuz Acar açılış konuşması için kürsüdeydi. Başkanın bildirdiği gibi 2010 yılında Danimarka’da ortalama her üç Alevi’den biri DABF üyesidir. Tarihimizin acılar ve sırlarla dolu katliamlarının aydınlığa kavuşmasında bizlere düşen görevi, örgüt üyeleri ve inancımız hakkında düşüncelerini sergiledikten sonra, Türkiye’den siyasi bilgilendirmeler sunan başkan birlik mesajları verdi. >>

FUAF'tan Erdoğan'a açık mektup

""Bütün bu görüşmelerin ve taleplerin hiç birinin önemsenmediğini, beklentilerimizin tersine bu sürecin özellikle hükümetiniz tarafından ciddiye alınmadığını; üzüntü ve kaygıyla izlemekteyiz."" gerekçesi ile  başbakan Erdodan'ın 7 Nisan 2010 Paris ziyareti vesilesiyle düzenlediğiniz toplantı davetine, katılmadığını bildirdi. >>>

Almanya’nın Frankfurt kentinde Çorum katliamında yaşamını yitirenler düzenlenen bir geceyle anıldı.  (Hürriyet.de  - Yeni Özgür Politika)

 

Frankfurt'ta gecede konuşan Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Feramuz Acar, Çorum katliamı davasının yeniden görülmesini istiyoruz" dediAcar " 57 kişinin öldürüldüğü Çorum olaylarını gerçekleştirenler hala hesap vermediler. Maraş'ı yaşadık. Maraş'ı unuttuk Çorum'u yaşadık. Çorum'u unuttuk Sivas'ı, Gazi'yi yaşadık. Artık ağlamak istemiyoruz" dedi. Demokratik Çorumlular Platformu sözcüsü Ayer Aygün de " Çorumda insanlar katledildi. Sivas'ta ve Çorum'daki barış yürüyüşlerinde Alevilerle yanyana olunmalıdır. Bir daha Çorumlar, Maraşlar, Sivaslar olmasın. Bizler unutan ve unutturanlar olmayacağız" diye konuştu. Anma toplantısında ünlü sanatçılar Aşık Gülabi, Meftuni ve Ali Rıza sahne aldılar. >>>

 

"Çağdaş Solda Büyük Buluşma" Gerçekleşti: SHP, EDP İle Birleşti

 

Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin başkan adayı olan Ziya Halis ise, "Sosyal Demokrat, sol düşüncede kitle partisi" olarak tanımladığı EDP'nin temel hedeflerini , anayasayı değiştirmek, tüm inanç gruplarına eşit mesafede yaklaşmak, Kürt sorununu barışçıl yollardan çözmek ve ekonomide yeni bir dönem olarak sıraladı.

EDP Genel Başkanlığına seçime tek aday olarak katılan Ziya Halis'in oy birliğiyle seçildiği kurultayda, 100 kişilik parti meclisi de oluşturuldu. Parti meclisinde İbrahim Gürsoy, Şahin Ulusoy, Salman Kaya, Erol Katırcıoğlu, Hüseyin Ergün ve Kazım Genç gibi isimler de yer aldı. Kurultaya, Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Derneği gibi Alevi toplumunun temsilcileri de katıldı. >>> 

 

(DABF olarak Türkiye'de; SOL BİRLİK, LALİKLİK,  KÜRT sorununa barışçıl çözüm, EMEKTEN yana sosyal adalet, EŞİTLİK, DEMOKRASİ için her girişimi ve EDP'i desteliyoruz...  Siyasi adres olarak, Alevi Bektaşi Federasyon'umuz nere derse, TÜM ALEVİLER oraya..)

 

PROF. DR. İZZETTİN DOĞAN ERGENEKON’UN NERESİNDE?  Hüseyin DEMİRTAŞ

 

Alevi Çalıştayı 28–29 Ocak 2010 tarihlerinde yapılan yedinci oturumuyla sona erdi. Arkasından Alevi Çalıştayı Önraporu yayınlandı. En son oturuma kitlesel tabanı büyük Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) bileşenlerinin protesto ederek katılmaması yanında, bu raporun da Alevi örgütlerinin beklentilerinin çok altında kalan içeriği ve asimilasyoncu bir zihniyetle kaleme alınmış olması büyük tepki çekti.

Yedinci Alevi Çalıştayı’nda asıl dikkat çeken ise, ilk çalıştaya katılan tüm Alevi örgütlerinin üzerinde ittifak ettiği 5 talebin aksine, Cem Vakfı ve bu çizgiye yakın başka Alevi kurumlarının, bu ilk çalıştaydaki sözlerini yutarak Alevilere daha düşük profilli haklar verilmesine razı olmalarıydı.

Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan ve ekibi son çalıştayda öne çıkarken, bir yandan bu oturuma katılmayan diğer Alevi örgütlerini suçladılar, diğer yandan da bir çeşit “grev kırıcılığı” rolü oynadılar. Böylelikle cemevlerinin statüsünün belirsizliğinin sürmesine katkıda bulunarak ve Madımak Oteli’nin müze olmasına karşı çıkmak ve benzeri tavırlarıyla Alevi taleplerinin çıtasını çok aşağılara çektiler denilebilir.  >>>>

AABF : "Alevi tarihi katliamlar tarihidir  Gazi Katliamının 15. Yılı "

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Sekreteri Hüseyin Mat'ın Gazi ve Ümraniye Katliamı ile ilgili basın açıklaması:

 

87 Yıldır Türkiye Cumhuriyeti Tarihinde Dinmeyen Acı...

1938 Dersim Katliamı
1978 Maraş Katliamı
1980 Corum Katliamı
1993 Sivas Katliamı
1995 Gazi ve Ümraniye Katliamı

Alevi tarihi katliamlar tarihidir.

Devlet tarihiyle, geçmişiyle yüzleşmeli ve vicdanıyla hesaplaşmalıdır. Çünkü; tüm bu katliamların adresi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir.

Alevilerin, “Alevi Çalıştayları”na  ihtiyacı yoktur. Alevilerin hakları ancak Alevi katliamlarının hesabını vermekten geçer. Mevcut tüm arşivler ve belgeler halka açılmalıdır. Tarih gerçeklerle yüzleşmelidir. >>>

 

  Newrozlaşan Mazlum Doğan  Mustafa Elveren mazlum_dogan_anitresim-feramuz_acar.gif

 

Hem bayramı ve hem de hüznü aynı günde yaşayan halklara Dünya tarihinde ender rastlanır. Bunlardan biri de Kürt halkıdır. Kürt halkı her yıl 21 Mart’ta bir taraftan Newroz Bayramı’nı türküler ve halaylar eşliğinde kutlarken, diğer taraftan da tarihleri boyunca Newroz etkinlikleri nedeniyle katledilen insanlarına ağıtlar yakarak anmaktadır.

 

Her yıl 21 Mart’ta kutladığımız NEWROZ Bayramı bana Mazlum Doğan’ı  hatırlatıyor. Diyarbakır Zindanı’nda newrozlaşan ve Kürt halkının gönlünde taht kuran Sevgili Mazlum’u unutmak mümkün müdür? Asla!

Tarihimizde Mart ayı katliamlarla doludur. O nedenle, Mazlum Doğan başta olmak üzere, bu ayda katledilen çok sayıdaki devrimciler için anma etkinlikleri yapılmaktadır. >>>

CUMHURİYET OSMANLININ DEVAMI’MI?  20. Mart. 2010. Bekir Özgür.

 

   Cumhuriyet; topluma, feodal Osmanlı rejiminden köklü bir kopuş ve devrimler rejimi olarak anlatıldı. Cumhuriyet tarihine ilişkin toplumsal algılama tarzımız ve bilgimiz bu yönde oluşturuldu.  

 

   Yakın tarihimizi; ezber bozan, sorgulayıcı bir yaklaşımla irdelediğimizde gerçeklerin hiç de böyle olmadığını, konuyla ilgili bilgilerimizin tümünün yalan ve yanlış bir kurgulama ürünü ve dayatma sonucu olduğunu görmekteyiz.

   Feodal iktisadi ve siyasal yapıyı yıkan; devrimci siyasal rejimlerin en belirgin özelliği, üretim araçları üzerindeki mülkiyet ilişkilerini ve üretici güçlerin statüsünü değiştirip, dönüştürmesidir.

>>>

 

Alevi Sorununa Çözüm İstenmiyor mu?  Murtaza DEMİR / Bia

 

Alevi sorununa çözüm gelecek mi? Hükümetin niyeti samimi mi? "Havuç ve sopa" taktiği olabilir mi? Askeri ve sivil bürokraside Alevi temizliği mi yapılıyor? Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı Başkanı Murtaza Demir yazdı.

Alevilerin inançsal beklentilerini karşılamak amacıyla çalıştay başlatan devlet bakanlığının nihai raporu, önümüzdeki günlerde yayınlanacak ve beklentileri karşılayıp karşılamadığı anlaşılacaktır. Raporun, her anlamda tarihi bir nitelik taşıdığını, Aleviler nezdinde olumlu beklentilere neden olduğunu, hayal kırıklığı yaşanması durumunda ise hali hazır gerilimin daha da artacağını söylemek için kâhin olmaya gerek yoktur. Bu yazıda, nihai rapora dair öngörülerimizi, hükümetin ve kimi kurumlarımızın Alevi Çalıştayları sürecine dair tutumlarını, olumlu gelişmeleri, olumsuzlukları ve çözüme karşı çıkışın nedenlerini konu edeceğiz. >>>

Ergenekon kılıfı altında Alevi kıyımı gerçekleştiriliyor… AABK Turgut Öker

 

Alevi toplumu inancı ve kültürü gereği her zaman hümanist bir yaklaşımla demokrasinin savunucusu olmuşlardır. Bu yapısı gereği tarihin her anında karanlık güçlerin hedefinde yer almışlardır. Cumhuriyet tarihinde de toplumumuz Maraş’ta, Çorum’da, Madımak ve Gazi’de bu kirli organizasyonların hain saldırılarına maruz kalmışlardır. Hiç şüphesiz ki; Türkiye’de militarizmden faşizmden en fazla zarar gören toplumsal katman Alevilerdir. Aleviler;  köylerine zorla cami yapılmasından, çocuklarına okullarda zorla din dersi verilmesine kadar akla hayale gelmeyecek çeşitli fiziki ve psikolojik baskılara maruz kalmışlardır. Söz konusu kirli organizasyonların istekleri doğrultusunda kamu kuruluşlarında ve orduda üst düzey mevkilere getirilmeleri engellenmiştir. İste bu nedenlerden dolayıdır ki; bu kirli yapının deşifre edilmesi ve suçluların adalet önünde hesap vermesini Alevi toplumundan daha fazla kimse isteyemez.  >>>

“Avrupa Demokrasisi” Ezilenler İçin Baskı ve Zulüm Demektir!

Demokratik Haklar Federasyonu
10 Mart 2010

Kürt ulusal hareketinin tasfiyesi konusunda hem fikir olan emperyalistler ve uşağı Türk hakim sınıflarının “Kürt açılımı” aldatmacası, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde Kürtlere ve kurumlarına dönük gerçekleştirilen saldırılarla gerçek mahiyetini bir kez daha sergilemiştir.

Kürt ulusal hareketi ve kimi çevreler tarafından, “Kürt sorununda çözüm gücü olarak algılanan” AB emperyalistlerinin ve ABD’nin esasta neyi desteklediği, Avrupa’da Kürtlerin kurumlarının basılması, temsilcilerinin gözaltına alınması ve tutuklanmasıyla tüm açıklığıyla ortaya çıkmıştır. >>>

 

8 Mart dünya kadınlar günü  Hatice Bozkurt
 

Çağımızda sermaye birikim modelindeki değişim ve ne- liberal politikalar, sermayeye sınırsız olanaklar sunarken; yoksulluğu derinleştirmekte toplumsal muhalefet hareketlerini ve emek hareketini parçalayarak güçsüzleştirmektedir. Bu sürecin en fazla mağduru olan kadınlar ekonomik, sosyal ve siyasal yaşamdan hızla dışlanmakta, emeğimiz değersizleşmekte ve bedenimiz metalaşmaktadır. Sermayenin küreselleşmesinin yarattığı, giderek derinleşen yoksulluk, artarak devam eden şiddet, artık kadınları sadece kendileri için değil insanlık için başka bir dünyanın resmini yapmaya başlamak durumunda bırakılmışlardır. Yaşadığımız yerlerde ütopyamız toplumsallaşmış bir kadın hareketinin öncülerinin yaratılması olmalıdır. >>>

 “ALEVİLİK” SİYASİ BİR ÖRGÜTLENMEDİR

  Dünyada tek başına yaşayan insan varlığının “İnsan Hakları”ndan söz edilemez. Ancak; birden fazla insanın bir arada ve ilişki içinde yaşadığı koşullarda “İnsan Hakları” gündeme gelir ki, burada bir “Hukuk”a ihtiyaç hâsıl olur.

  Varlığını sürdürebilmek için bir arada yaşamak zorunda olan insanların; hemen her konuda, insansal haklarının karşılıklı korunabilmesinin, bir sistematiğe bağlanması zorunludur. Bu tarz bir yaşamın alt yapısına “İktisat”, hakları düzenleyen anlayışa “Hukuk” iktisat ve hukuku toplumun ortak çıkarına düzenleyen üst yapıya da “siyaset” kurumu denilmektedir. >>>

     

GÜNÜMÜZ TÜRKİYE GERÇEĞİ VE “BALYOZ”  28. Şubat. 2010. Bekir Özgür.  >>>

 

Açık Birlik Çağrısı - HBV Der. Postnişini Veliyettin Ulusoy ile Söyleşi  Ahmet Koçak, Sacayak Dergisi, 15/12010

 

Sayın Ulusoy, yoğunlaşan siyasal gündemde Alevilik de yer alıyor. Önce yılan hikâyesine dönen AKP’nin Alevi Açılımı ve çalıştaylar zinciri hakkındaki düşüncelerinizi öğrenmek isteriz.

 

Biliyorsunuz ilk çalıştay toplantısına katılmıştım. İlk toplantıya katıldığımda çok da umutlu değildim. Yine de Bakanın bir buçuk gün yanımızda olması ve kapanış konuşmasında değindiği konular beni biraz umutlandırdı.

Ancak daha sonraki toplantılara Alevi-Bektaşi inancı dışındaki kuruluşların ve mensuplarının davet edilmesi beni umutsuzluğa düşürdü. Yoksa bu bir oyalama mı diye kafamda soru işaretleri oluştu.

Bir yıla yakın olmasına rağmen henüz bir adım atılmadı. Adım atmak çok mu zor? Örneğin, Sivas’ta Madımak Oteli’nin müze yapılması çok mu zor? Şimdi gül bahçesine dönüştürülmek isteniyormuş… Zorunlu din dersleri konusu da öyle...

İstediğimiz şeylerin hepsi eşit haklar; onun dışında bir şey değil. Ne fazlası, ne eksiği! Sadece öbür inanç gruplarıyla eşit haklar istiyoruz. Somut bir adım atmak bu hükümet için neden zor merak ediyorum. Onun için hala kafamda pek çok soru işareti var.  Alevi-Bektaşiler isteklerimize hükümetin birkaç adımla yaklaşmasını umuyor ve bekliyor. Ancak bugüne kadar herhangi bir adım atılmadı. Bu durum bizi üzüyor tabii.  >>>

Caferi Sadık Buyruğu’ndan İnciler Erdoğan Yalgın 

   

Erdoğan Yalgın’dan, “ Kimse kızmasın Alevilik İslam’ın dışındadır” başlıklı yazı.  Alevi-Bektaşi ye bir kaç Caferi Sadık buyruğu, nasihati-emri:

 

Caferi Sadık Buyruğu’ndan İnciler

—Melekler vardır (Kızılbaşlara göre var mıdır? EY)

—Dört Kitap haktır. Ancak tek bozulmamış Kuran’dır. (Alevi-Bektaşiler Kuran’ın bozulduğunu oldum olası hep iddia ederler. Sanki bozulmamış olsa Kuran’a uyacaklarmış edasıyla. EY)     

—Ruh göçü (tenasüh) batıldır. Yanlıştır.(Alevilikte doğrudur EY)

—On yedi rekat namaz farzdır.(Sabah iki,öğle dört,ikindi dört,akşam üç,yatsı dört)gerisi sünnet ve müstehaptır farzları inkar eden Kuran’ı inkar etmiş sayılır.Yolculukta dört rekatlar ikiye inebilir.(..)Peygamber’de böyle kılmıştır.(Hani  Peygamber namaz kılmamış,Kırklar meclisinde Semah dönmüştü.EY)  >>>

 

((Tartışma konusuyla ilgili  Metin Aktaş'ın görüşleri)):

ALEVİLER KENDİLERİNİ NASIL HİSEDİYORLARSA ÖYLEDİRLER   METİN AKTAŞ

 

DEVRİYE KURAMI ÜZERİNE MUHABBET    SÜREK Dergisi / Rıza Aydın
 
 
 Sizi bilmem ama ben Aleviliği anamdan, babamdan, ebemden, dedemden öğrendim, tıpkı ana dilimi öğrendiğim gibi. O zamanlar / daha toyken onlardan duyup öğrendiklerimin Alevilik olduğunu bilmiyordum; köyümüzden / evimizden çıkıp ta başka başka diyarlara gidince, oralarda başkalarında gördüklerimi oralarda duyduklarımı bunlar arasındaki farkı fark etmeye başlayınca aradaki farkın Alevilik olduğuna kanaat getirdim. Aradaki farkı fark edip de, bulunduğum ortamlarda duyduklarıma müdahale edip, “dostlar etmeyin eylemeyin görünenle gerçek aynı değil”, benim bildiğim benim gördüğüm, benim duyduğum bunlar diye anlatmaya başlayıp ta farkı fark ettirmeye çalışınca da adım hemencecik Kızılbaş'a çıkıverdi. Bundan sonra kimi yoldaşlarım beni görüp hal hatır edeceği zaman “Kızılbaş kardeş / Kızılbaş yoldaşım ne haber” demeye, bir muhabbete söze katılmak istediğimde de “buyur Kızılbaş yoldaş yâda söz şimdi Kızılbaş yoldaşın” diye takdim edilmeye başlandım. >>>

Madımak’ın kaderine suç ortakları karar veremez!

 

Madımak Oteli'nin müze veya parka dönüştürülmesi yönündeki istekler için nabız yoklamak üzere Sivas’a giden Alevi açılımından sorumlu Devlet Bakanı Faruk Çelik’in bu konuyla ilgili bir toplantı düzenlediği basından öğrenmiş bulunuyoruz. 

Ne yazık ki; Bakan Faruk Çelik, Alevi açılımına Ökkeş Şendilleri davet etmesiyle ortaya koyduğu yanlışlar zincirine bir yenisini daha ekleyerek, Madımak konusunda katliamın sorumlularından Sivas Eski Belediye Başkanı olan Temel Karamollaoğlu’nu da toplantıya davet etmiştir. Bu tavır Alevilerin yaralarını yeniden sızlattığı gibi düpedüz toplumumuzun acısıyla dalga geçmektir. Çözüm konusunda hiçbir umut vermeyen ‘Alevi Açılımı’ sorumluları yeni problemler üretmeden artık kenara çekilmelilerdir.  >>>

 

ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI vs. DİRENEN TEKEL İŞÇİLERİ İLE DK'dan DAYANIŞMA

 

Ankara ışığı tekel işcisi

Sivil faşizme  böyle yeter dedi

Yarının umudu barış bekcisi

Bunca haksıza artık biter dedi  

 

Fezalim der hacim eğilme sakın

Haksız düzenin sonu geldi yakın

Soyguncu baskıcı  sistemi  yıkın

Birlikte  baca ancak tüter dedi >>>

 Cirik Haci [cirikh@gmx.de]                                         

Çorum HBV-AKV asimilasyon örneği.  Yusuf Çetinkaya [cetinkaya-y@hotmail.com]

 

Federasyonumuzun ve derneklerimizin değerli yetkilileri ve alevi vatandaşlarımıza asimilasyonun en yoğun görüldüğü yerlerden olan çorumda bir ilk daha yaşandı yaşatıldı Hacıbektaş’ı Veli derneği Çorum şubesi tarafından düzenlenen Hızır cemimize Çorum’daki asimilasyonda başrol oynayanlar postumuza oturtularak Alevilere en ağır hakaretlerden birisi yapılarak asimilasyon kabul ettirilmeye çalışılmıştır ekte kimlerin katıldığı alenen belirtilmiştir. İlginize teşekkürler .

Hacı Bektaşi Veli  Anadolu Kültür Vakfı Genel Merkezi, Çorum şubesi yönetimini derhal görevden almalıdır.

http://www.corumalevikulturmerkezi.com/akm/detay.asp?islem=detay&id=122

DABF´nin 22 şubat 2010, AABK ile görüşmesinde devlet bakanı Faruk Çelik'e sunduğu rapor.

Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu olarak,

TC. AKP hükümeti ‘’Alevi Açılım ve Çalıştayı, önraporuna ilişkin, görüşlerimiz..

Bugüne kadar, Selçuklu, Osmanlı, Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri dahil, hiç bir siyasi iktidar, Alevi-Bektaşi-Kızılbaş inanç toplumunun, hak taleplerini dikkate almamış, varlığını bile göz ardı etmiş, katliamlara maruz bırakmıştır..

Özelikle  2 Temmuz 1993  ‘’Sivasbeladan’’  buyana, Türkiye ve Avrupa’da, Alevi kurumlarımızın sürdürdüğü mücadele sonucu, Türkiye’de Alevilik sorunu, başa gelen iktidarların artık MUTLAK çözüm üretmesi gereken bir konu haline gelmiştir.  

Gelinen noktada TC, AKP hükümetinin Alevi sorununu gündemine almasını, olumlu karşılamakla birlikte, AKP hükümetinin bugüne kadarki yaptığı sözde ‘Alevi açılımı ve çalıştaylarından’ Alevi kurumlarımızın taleplerine cevap verecek, hiç bir somut çözüm önerisi veya niyetin olmadığını üzülerek görmekteyiz. >>>

MADIMAK KATLİAMI ŞEHİT AİLELERİNDEN bakan Faruk Çelik'e Mektup  Madımak Otelinin Utanç Müzesi Olmasını istiyoruz..

 

Sayın Faruk ÇELİK; Devlet Bakanı

1 Temmuz 1993’te DYP-SHP Hükümeti’nin SHP’li Kültür Bakanı’nın maddi - manevi katkılarıyla “Pir Sultan Abdal’ı Anma Etkinlikleri”ni yapmak üzere Sivas’a gittik.
2 Temmuz 1993’te sanatçı ve gençlerin kaldıkları Madımak Oteli kuşatıldı, sekiz saat taşlandıktan sonra ateşe verildi ve 33 canımız katledildi.
Devlet ve onun kolluk güçleri katliama sadece seyirci kaldılar. DYP-SHP iktidarından bu güne kadar görev yapan hükümetler, Madımak Katliamı’nın sanıklarının yakalanması, bilinen ve “bilinmeyen” faillerinin cezalandırılması konusunda seyirci olma konumunu sürdürdü. Gelinen süreçte AKP iktidarının, Madımak Oteli için bir çalışma başlatması Devlet- Madımak Mağdurları anlamında bir ilktir. Ancak son olmamalıdır.  >>

T.C.

DEVLET BAKANLIĞI

ÖNRAPOR

ALEVİ ÇALIŞTAYLARI

04 Şubat 2010 - Ankara >>>

((APK hükümetinin, Alevi Çalıştaylarından ıkına ıkına önden çıkardığı bu, kim bilir arkadan ne çıkacak..)) 

Alevi Çalıştayı Raporuna - ÖZGÜRCE - yorum  bekirozgur60@hotmail.com

 

ALEVİLİK NEDİR, NE DEĞİLDİR

 

Alevilik bir din, mezhep, tarikat veya kutsallığı olan herhangi bir inanç değildir. Alevilik; özellikle Anadolu ve çevresinde yaşamış kadim halkların, doğa-insan ilişkisi içindeki uyumu, sınırlı bilgisiyle insansal yaşamın her alanına taşıyarak oluşturduğu bir yaşam tarzıdır. Bu, benim görüşüm. >>>

Öker yeniden AABK Genel Başkanı...   08-02-10

Pazar günü sonuçlanan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu üçüncü Genel Kurulu’ndan ‘birlik’ mesajı çıktı. Turgut Öker önümüzdeki dönemde Genel Başkanlık görevine devam edecek...
 

 

32 delegenin oy kullandığı genel kurulda Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Başkanlığına 3. kez Turgut Öker seçildi.Genel başkan yardımcılıklarına İsmail Ataş(İsviçre), Mehmet Ali Çankaya(Avusturya) ve Adnan Yılmaz( Hollanda) genel sekreterliklere Ali Ertan Toprak (Almanya) , Bülent Ant (İsviçre) ve Feramuz Acar ( Danimarka) , genel saymanlığa Şahmettin Özden (Belçika), genel yönetim kurulu üyeliklerine Durak Aslan (Fransa), Ali Çağan( İsveç), Erdal Kılıçkaya (Fransa), İsmail Armut ( Belçika),Ali Kılınç (Norveç), Ercan yıldız (İtalya) ve Hüseyin Mat (Almanya) seçilirken denetleme kurulu üyeliklerine ise Dursun karadağı, Aslan Erkan, Hasan Gül ile denetleme kurulu yedek üyeliklerine Hüseyin Carman ve Turan Meriç getirildiler. >>>

 

ALEVİLİKTE  HIZIR ORUCU  Gazi ASLAN www.banazkoyu.com 

 

Alevilerin  her yıl 13-14-15 Şubat tarihlerinde tuttukları  hızır orucu yarın başlıyor. Hızır orucu hakkında  geçen yıl  sitemizde bilgilendirme yapmıştık. Görüşlerimiz  Alevi  sitelerinde büyük ilgi gördü. Hızırın geçmişdeki değerleri üzerinden  günümüzdeki akılcı  niteliklerini özüne uygun anlatmıştık.....

 

...Alevilik değişime ve gelişime açıktır. Bu oruçları her alevi günümüz koşullarında  akıl süzgecinden geçirerek yorumlamalıdır. O zaman aleviliğin ne demek istediğini anlar. O insanın insanlığa ait o mükemmek özü yakalamış oluruz sanıyorum. 

BOZ ATLI HIZIR YARDIMCINIZ OLSUN   >>>

 Helal olsun size! Mustafa Mutlu

Yazara ulaşmak için : mmutlu@gazetevatan.com

 

Dindarlaşma eğiliminin arttığını gören uyanıklar yıllar önce ilk olarak faizin adını “kâr payı” olarak değiştirip “helal”leştirdiler...
Dini inanışlara göre taklit ya da sahtecilik furyası böyle başladı!
Şakır şakır tefecilik yapıp, faizden para kazandılar...
Sonra “İslami bankacılığı” keşfettiler... >>>

 

Avusturya ABF Genel Başkanı M. Ali Çankaya  ile söyleşi: 

AYDIN ŞAFAK  VİYANA- Alevilerin Sesi dergisi

 

Çankaya: AABF, kuruluş tarihinden bu yana, önemli mesafeler katetti. Bundan yirmi yıl öncesine dek, Aleviler’i kimse tanımıyordu. Alevilik’in ne olduğunu kimse bilmezdi. Şimdi ise resmi makamlar, demokratik kitle örgütleri, bakanlıklar düzeyinde görüşmeler yapılmakta. Yani resmi statüde henüz tanınmamamıza rağmen, adımızdan ve örgütlülüğümüzden bahsedilir hale gelinmiştir. ....

 

....VAKB’nin vermiş olduğu başvuru dilekçesi reddedildi. Sizce reddedilmesinin nedenleri neler olabilir?

 

Avusturya yasaları içerisinde merkezi İslam Örgütü zaten vardır. Resmi statüde tanınmıştır. İkinci bir İslam örgütü yaratmaya da yer vermiyorlar. Ki o beş kişi, başvuruyu ya-parken, yetkili merciler, ‘taslağı Alevi İslam Topluluğu biçimiyle verirseniz reddedilir’ bilgesini vermiş bunlara. Beklendiği üzere reddedildi. AABF’nin başvurusunu engellemek için, yeniden itiraz dilekçesi verdiler. Viyana AKB’nin başvurusu,25 Ağustos 2009 günü reddedildi. Viyana AKB ise, red kararının başında büyük yankı uyandırmasından iki gün sonra, 4 Eylül 2009 günü AABF’yi bir kere daha bakanlığa şikâyet etti. Aleviliğin, tıpkı Sünnilik ve Şiilik gibi bir mezhep olduğunu beyan ediyorlar itiraz başvurularında.

Biz, Aleviliğin kendi başına resmi statüde tanınması çabası ve gayreti içindeyiz. Aleviliği başka yörüngelere çektiğimiz yönünde propaganda yapıyorlar. Kendileri hedeflerine ulaşamadılar, bizi de engelle-meye çalışıyorlar. Bu beş kişi, kafaları bulandırmaya, Alevi kurumlarına insafsızca saldırmaya devam ediyor. .... >>>

Öyle Çalıştaya Böyle Rapor  Ankara/EVRENSEL- 08 Şubat 2010

ALEVİ Çalıştayı ön raporu tamamlanarak Başbakan Erdoğan’a sunuldu.

ALEVİ Çalıştayı ön raporu tamamlanarak Başbakan Erdoğan’a sunuldu. Merakla beklenen raporun ayrıntıları beklendiği gibi oldu. Çalıştaylar boyunca Alevilerin taleplerini tıkayan AKP Hükümeti, hazırladığı raporda da aynı yolu seçti.

KİMİ TALEPLER RAPORA DAHİ GİREMEDİ  >>>

HÜKÜMET ALEVİLİĞİ TANIMLAYAMAZ… ALEVİLİK ARAŞTIRMA MERKEZİ   BAŞKANI ALİ YILDIRIM:

 

“AKP’NİN ALEVİSİ OLMAYACAĞIZ…

HÜKÜMET ALEVİLİĞİ TANIMLAYAMAZ…

CEMEVİ OLMADAN ASLA…

MADIMAK MÜZESİ HOŞGÖRÜ VE KARDEŞLİK DEMEKTİR…

İKİ DİN DERSİ KABUL EDİLEMEZ...”

>>>

AKP, Diyanetin sözünden çıkamaz!  Necdet Saraç

Alevilerin sorunlarının çözümüne yönelik doğru bir hamle olan “Alevi Çalıştayı” ile ilgili yayınlanan ön rapor zihniyette değişen bir şeyin olmadığını ortaya koydu. Aslında Alevilerin sorunları ve çözüm önerileri benim de katıldığım birinci çalıştayda (3-4 Haziran 2009) bütün çıplaklığıyla ortay konmuş ve “işte sorunlar, işte bunlarda çözüm önerilerimiz” denmişti. Aradan 7 ay geçti, “gürültü koparmanın dışında anlamı olmayan”, Alevi dünyası ile ilişkisi olmayan onlarca kişinin katıldığı “Alevisiz 6 çalıştay” daha yapıldı ve açıklanan ön raporda da görüldüğü gibi tekrar başa dönüldü.  >>>

Diyanet İşleri Başkanlığı 2010 Dindar Toplum Bütçesi

Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Turan Eser

 

TBMM, Aralık ayının 2. 3. ve 4. haftasında 2010 yılı bütçe tartışması yaşadı. Bütçe genel olarak, faiz ödeme, çalışanlara kemer sıktıran ve hizmetten arınmış, yatırımı olmayan bir mali politikaya hizmet eder durumdadır. 2010 zam yılı olacak haberi veren bir bütçe olma özelliği taşıyor. Çalışanlar her zaman olduğu gibi, daha çok vergi ödeyecek. Hükümetin bütçe planı ile halkın bütçe planı uyumsuz. Bütçe demokrasi ile uyumsuz. Bütçe laiklik ile uyumsuz. Kısacası bu bütçe Türkiye gerçeği ile uyumsuz.  >>>

7. Alevi Çalıştayına değin notlar…  Murtaza DEMİR*

Alevi-Sünni değil;  Mesele demokrat olmak!                               

“Siz”, “biz”…

Kızılcahamam’da bu terminolojiyle konuştuk…

Birçok arkadaşımızın isminin önünde “Prof.” sıfatı vardı. Ancak sıfatlarımız, aşıp, meşruiyete evirilmemize yetmedi. Ve bunca akil adamının aynı masanın etrafında bir araya gelmesi, “siz’li, biz’li” konumlanmamıza engel olamadı. Sonuçta aramızdaki diyaloga bu dil hâkim oldu.

 >>>

DİNSİZ KİMLİK TARTIŞMASI   3.2.2010  Abbas Tan 

Her ülkenin kendisine göre kuralları vardır. Bu kurallar ülke insanının  refahı,saadeti,mutluluğu için konulan kurallar olur ama bizim ülkemizde öyle olmuyor. Yöneticiler nasıl isterse kural o oluyor ve o kurallar çerçevesinde de yaşıyoruz. Artık zaman değişti ve insanlar nasıl istiyor ve nasıl yaşamak istiyorsa öyle de yaşıyor.

Eskiden Nüfus cüzdanlarında insanların Dini ve mezhebi yazılırdı,ama bunu yazarlarken sormazlardı sen hangi dine mensupsun mezhebin nedir demezler ve resmen "Dini İslam,mezhebi Hanefi" yazarlardı. Kimse de ses çıkartamazdı ama öyle olmadı,sonunda mezhep kimliklerden çıkartıldı bu defa Din hanesi sorun olmaya başladı.  >>>

AİHM'den kritik 'Alevi' kararı

 

AİHM, kimlik hanesinde 'Alevi' yazmamasının din ve vicdan özgürlüğünün ihmali olduğuna hükmetti. Öte yandan AİHM kimlikte Kürtçe karakter kullanılamaz diyen Türkiye'yi haklı buldu.
 

....Kimliklerde din ibaresi bulunmasının "insan hakkı ihlali" olduğuna hükmeden mahkeme, devletin din konusunda tarafsız olması gerektiğine ve kimliklerde "din" ibaresinin kaldırılmasına hükmetti.
Sinan Işık adlı Türk vatandaşı, nüfus cüzdanının din hanesine İslam yerine Alevi ibaresinin konulması için mahkemelere yaptığı başvurunun reddedilmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (AİHS) aykırı olduğunu öne sürerek 2005 yılında Strasbourg Mahkemesine başvurmuştu. Türk mahkemeleri, davacının talebini "Alevilik din değil mezheptir" gerekçesiyle geri çevirmişti. >>>

 

(((Beklediğimiz an geldi, Ahim kararıyla artik Nüfus Cüzdanlarımıza Alevi yazdırabiliyoruz.. ''Din hanesini tamamen kaldırın yoksa benimkine KIZILBAŞ yazın lütfen'')))

Down Sendromlu Alevi Açılımı.  Zafer Kökver  / 2.2.2010

Alevi Çalıştayının yedincisi de yine diğerleri altısı gibi Alevi örgütlerinin protestosundan nasibini aldı. ABF başkanı Ali Balkız’ın, “Alevi sorunu hakkında çalışma yapılması gereken yer TBMM dir TBMM bu konuyu içtenlikle ele alıp, parti farkı gözetmeksizin çözüme ulaştırmalıdır” sözü hala kulaklarımızda iken;

 Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Alevi Kültür Dernekleri Çalıştaya davet edilmedi, biz de davetli listesine sonradan kerhen eklendik. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ise hiçbir Çalıştaya çağrılmadı. Yani Alevi-Bektaşilerin önderleri bu süreçte yok sayılmıştır. Bu Çalıştay, Cem Vakfı ile AKP arasında geçen bir alışverişten ibarettir” dede demesine de kim duydu duyduda ne yaptı bilinmez

Çalıştayda Alevilik için  Çerçevelendirme Sorunları’ konu başlığı nedeniyle ‘kendilerine kefen biçilmeye çalışılıyor diye haykırmakta idi.

Madımak Katliamını Alevi Katliamı olarak değerlendirme yapmayan, Dede, baba maaşı peşinde koşan İktidar şakşakçısı sözde Alevi Önderlerinden düne kadar bu Alevi Toplumu fayda  gördü ise bundan sonrada göreceği inancımla bu zatlar; önüne konan her türlü bu dünden geri ne varsa kabul ederek sakat iyileşme umudu olmayan bir çocuğun doğumuna sebep olmuşlardır. >>>

SAYIN CİNDORUK’UN KORKUSU  - Tekel işçilerinin direnişi hakkında  -     2. Şubat. 2010. Bekir Özgür.

 

  DP Genel Başkanı Cindoruk, 1/ Şubat Pazartesi akşamı Arena programında yaptığı açıklamalarla, kuşkuya ve tartışmaya gerek duyulmayacak bir dil ve üslupla kendi sınıf tavrını ortaya koydu.

  Tekel işçilerinin direnişi hakkında ki görüşlerine ilişkin soruya; “Bu direniş uzarsa sınıf sendikacılığı ve işçilerin sınıf bilinci gelişir. Sınıf sendikacılığının ne demek olduğunu 15–16 Haziran 1970 de gördük, yaşadık. Allah o günleri bir daha göstermesin. Sayın Başbakan bir an önce bu direnişe bir hal çaresi bulmalı, grevi derhal bitirmelidir” dedi.

  Bu açıklamasıyla Sayın Cindoruk kendi sınıf tavrını belirtirken, öte yandan mensubu olduğu burjuva sınıfı olası tehlikeye karşı uyarıyor, günümüz iktidarının başı Sayın Başbakana da; “Uyuma, yoksa hep beraber yok oluruz” dercesine, ültimatom veriyor. >>>

Esbjerg Alevi Kültür Merkezi Kuruldu.

 

13 Ocak 2010 tarihinde Dertili Divani dede ile yapılan muhabbet toplantısı sonunda, toplantıya katılan canların kurucu üyeliği ile Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu bağlı Esbjerg Alevi Kültür Merkezi kuruldu. Toplantıya katılalar ve yönetime seçilen canlar, dara durup derneğin kurulup güçlenmesi için birbirlerine söz verdiler. Toplantıya DABF başkan yardımcıları Turan Meric, Yücel Tanrıverdi ve inanç kurulu başkanı Halil Şahin dedede katıldı. Kurucu yönetim kurulunda aşağıda isimleri yazılı gençler görev aldılar ve ilk toplantılarında kendi aralarında şu şekilde görev bölümü yaptılar. >>

 

TC‘de %73  ‘’Asalak Din-e-Zor’’ DİB’ten Memnun muş..   Feramuz Acar  /  22.01.2010

 

Devlet bakanı Faruk Çelik, AKP nin ‘’tartışmalı’’ Alevi açılım-çalıştaylarının sonuncusunun 28 Ocakta yapılacağını, ardından hükümetin Alevilerin taleplerine cevap vereceğini umduğu yol haritasının açıklanacağını söyledi. Diyanet’in kaldırılması konusuna da değinen Çelik: "Diyanet'in kaldırılmasına ilişkin değerlendirmeler yüzeysel. Diyanet'in durumundan yüzde 73'lük vatandaş kesimi memnun. Diyanet'i kaldırdığınız zaman yüzde 73 rahatsız olacak. Onu nasıl çözeceksiniz? 'Siz kendi talebinize bakın. Diyanet'ten memnun olanlar var' dedik" şeklinde açıklamada bulundu..   Evet sorunda burada yatıyor.. Sorun, ekmek  élden, su gölden, Alevilerinde verdiği zorunlu vergiden finanse edilen, zorunlu din dersi, zorunlu din, zorunlu  Diyanetten memnun olan ‘’asalak dine-zorlarda’’.. 

 

—TARİHSEL BİR FİRSAT KAÇARKEN-  ALEVİ ÖRGÜTLERİ ARASINDAKİ KAVGANIN SONUÇLARI   İBRAHİM BAHADIR

 

Her toplumun hayati önem taşıyan çeşitli zaman dilimleri olur. Aleviler açsından bu günlerde öyle bir zaman dilimi. Aleviler açsından tarihte örnekleri oldukça sınırlı olan böyle bir süreç günümüzde heba edilmek üzere olduğu görülüyor. En azından Alevi örgütlerinin çizdiği performans ve yaptıkları göz önünde bulundurulduğunda devletin ne kadar şanslı olduğunun bir kez daha farkına varıyoruz. Bir Alevi olarak yüreğim yanıyor.

 

Alevi açılımı çalışmasında bir ön aşama olarak düzenlenen Alevi çalıştaylar serisi artık sona gelindiğini düzenleyeler tarafından açıklanmaktadır. Başta umut verenlerin gerçek niyeti daha sonra çalışma ilerledikçe açığa çıkıyor. Adı ve muhatabının Aleviler olduğu söylenen bu açılımın muhatabının hiçte Aleviler olmadığı başlangıçtan bu zaman kadar sürdürülen çalışmalar bizlere gösterdi. >>

Orduda Yargıda: Alevi Tasfiyesi ve iki strateji Hamza Yalçın

 

Amerikan Emperyalizmi’nin Büyük Ortadoğu Projesi'ne hizmet amacı ile devletin yeniden yapılandırılmasını amaçlayan Ergenekon Operasyonu Alevi tasfiyesi ile elele yürüdü. Özelikle Ordu içindeki Aleviler tasfiyeye uğradılar. Son olarak intihar eden deniz öğretmen Yarbay Ali Tatar'ın cenazesinde eşi intihar ile Alevi tasfiyesi arasında bağlantı kurdu. Tatar’ın Harp Okulu’na Alevilerin alınması için iltimas yaptığı ileri sürülmüştü. Polis teşkilatının yüzde yetmişinin Fethullahçılarla doldurulması kimsenin umurunda değilken, orduda üç-beş Alevi yer edindi diye Tatar ve başkaları intihar etti. Bir kesimin sırtı sağlam, diğer kesim ise derin hayal kırıklığı içinde.

AKP'nin ve Cemaat'in Ilımlı İslam Rejimi kurma planlarının önündeki engellerden biri de Alevilikti. Sabah Gazetesi yazarlarından Emre Aköz; Yargı'nın AKP Hükümeti ile aykırı düşen tutumlarını Alevilik faktörüne bağlıyordu. Aleviler nüfusun sadece yüzde 15'ini oluşturuyorken HSYK (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) üyelerinin yarısının Alevi olması doğru mudur, diyordu (Sabah, 23 Temmuz 2009).

KIRKLAR CEMİ VE DEMOKRASİ  19.01.2010. Bekir Özgür.

 

.... Kırklar Cemi kültürü, binlerce yıldan beri Anadolu coğrafyasından gelmiş geçmiş uygarlık ve kültürleri etkilemiş ve onlardan etkilenmiştir.

   Kırklar Cemi kültürü ve demokrasi anlayışı,  İslam’ın dayatması karşısında Muhammet’in peygamberliğini kabullenmeyip, sembolik Kırklar Cemi kapısından, “bize peygamber gerekmez, sen git ümmetine peygamberlik yap” deyip geri çevirmiştir.

  “Fukaraların hizmetçisiyim” dedikten sonra içeri alınan peygamber Muhammet’e; bir üzüm tanesinin kırk a bölünerek nasıl paylaşıldığı, adaletin nasıl uygulandığı Kırklar Cemi’nde gösterilmiştir.

......

 
AKP, açılım maskesi altında Hızır Paşalar üretiyor…
VON: AABK BASIN BÜROSU 21-12-09 14:24

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu olarak diyalogdan yana olan tavrımız ile iyimser bir havada yaklaştığımız Alevi Açılımı, giderek çözüm üretme mantığından uzaklaştığı gibi Alevi toplumu adına tehlikeli olmaya başlamıştır.

AKP Hükümeti ve miras aldığı zihniyet, yıllardır toplumumuzu uyardığımız gibi artık direkt Alevilere değil, Aleviliğe saldırmaktadır. Katliam ve asimilasyon politikaları ile Alevileri yolundan döndüremeyeceklerini anlayan bu zihniyet, “her ağacın kurdu özündedir” mantığı ile yeni bir saldırı stratejisi geliştirmiştir. Alevi toplumu içinde itibar görmeyen bazı şahıslardan “sahte” muhataplar yaratan bu tehlikeli zihniyet, Alevi toplumu içinde ortaya çıkabilecek ayrışmalardan medet ummaktadır. >>>

Ker-bela…     Durak Arslan

Ker-bela’yı anlamak ve anlamlandırarak anmak üzere kaleme alınmıştır.

 

Bilim, “Denizin dibindeki en küçük kum tanesinden güneşe, tek hücreli bir balıktan en karmaşık insana kadar evrende her ne var ise, hepsi birbiriyle ilişki ve çelişki içindedir” der.

Ayrıca, “ Her varlığın bir karşıta sahip olduğu, karşıtların ise kendi içinde zıtlar barındırdığı doğrulanır” bilim insanları tarafından.

Hüseyin ile Yezit bu iki karşıtın, Hüseyin pozitif-artı’nın, Yezit negatif-eksi’nin sembolüdür.

 Yeryüzünde iki karşıtın çakıştığı trajedik ve en çarpıcı noktadır “ker-bela”.

Hüseyin’i hatırladığınız zaman, Yezit çıkar hemen karşınıza. Yezit’i lanetlerken, hemen Hüseyin belirir iç sızınızda, göz yaşınızda.

Biri sevgi’nin, diğeri nefretin temsilcisidir. Biri dostluğun, diğeri şiddetin insandaki tecellisidir. >>>

 

 

Alevi-Bektaşi inancında Kerbela Yas-ı   (Feramuz Acar)

(Muharrem ve Hızır orucu)

”Zalimin zulmüne karşı çıkmamak, mazluma yapılacak en büyük

kötülüktür. Ben zalimlerle birlikte varlık içinde yaşamayı alçaklık

sayarım. Zalime karşı gelerek bulacağım ölümü ise yücelik sayarım…”.

( İmam Hüseyin)

Zalımların zulmü  bizim gözümüzü yaş eyledi

Hüseyin aşkı namımızı böyle KIZILBAŞ eyledi

 

Her inançta olduğu gibi Alevi-Bektaşi inancınında kutsal günleri, ibadetleri vardır. Öncelikle Alevilikte  ibadetin yeri, şekli, zamanı, mekanı yoktur. Alevilikte esas olan ibadet, her zaman kamili (olgun) insan olmaya çalışmak, kendine reva görmediğini başkasına reva görmemektir.. Alevilerce en önemli kutsal geleneklerden biri Muharrem orucu (Kerbela yası) ve Aşure Günüdür.  >>>

 

 

Çorum'a dönmek istemiyorum

Metin Münir / Milliyet

 

Çorum’a New York Times muhabiri Marvine Howe ile gitmiştim. Sokağa çıkma yasağı vardı. Şehri girişine askerler barikat kurmuştu. Sokaklarda telaşsız genç askerler, tüfekleri hazırda, devriye geziyorlardı. Otel gazeteci doluydu ama hiçbiri sokağa çıkmaya cesaret edemiyordu. Sağ gazetelerde çalışanlar Alevilerle, sol gazetelerde çalışanlar Sünnilerle karşılaşmaya korkuyordu.

 

Haksız sayılmazlardı. Türkiye’nin her yerinde her gün insanlar sağ-sol çatışması diye tarif edilen bir kavgada ölüp gidiyorlardı. Çantalarımızı odalarımıza bırakıp, yayan, sokağa çıktık.

 

Duvarlarda kırmızı işaretler

Bir gün önce Alevilerin katledildiği şehir sakindi. Çarşıda yakılmış ve yağmalanmış dükkânlar gördük. Kırmızı boyayla duvarları işaretlenmişti. Yanlışlıkla Alevi olmayanların dükkânları yakılmasın diye saldırıdan önce çarşıyı iyi bilenler tarafından, herhalde. >>>

Alevi Gençlik-DK 10. genel kurulu ve eğitim kampı yapıldı.

DABF Alevi Gençlik 10. Genel kurulu ve eğitim kampı, 11-13 Aralık tarihlerinde Danimarka’nın 12 ayrı şehrinden 40 gencin katılımı ile, Odense şehri yakınlarında bir kamp yerinde yapıldı. 

Gençler kampta, Alevilik üzerine genel eğitim gördüler, 1999 yılında kurulan DABF Alevi Geçliğin 10. genel kurulunu yapıp, yeni tüzük, eylem programı kabul edip, yeni yönetim kurulu seçtiler, tanışıp birlikte eğlendiler.

 

DABF genel başkanı Feramuz Acar, İnanç Kurulu başkanı Halil Şahin dede ve Zakir/semah öğretmeni Adnan Kılıç eğitici olarak katıldığı kapta geçler; Alevi inanç kültürü, semah ve sembolleri,  Alevi tarihi ve katliamları, dernek ve yöneticilik konularında eğitimi gördüler. Gençlerin Alevilikle ilgili sorularına cevaplar verildi.  >>>

 

Ringsted AKM ''ŞİDDET'' konulu bir panel yaptı. 11-12-09  TARAFINDAN: TURAN MERIC 

 

7 Kasım 09 cumartesi günü Hedensted AKM ve 08 Kasim 2009 Pazar günü Ringsted Alevi Kültür Merkezinde ''ŞİDDET''  konulu bir panel yapıldı. Panalist olarak,Sosyal Demokrat Milletvekili, Yıldız Akdoğan ve Almanya'da yaşayan Kadın Aktivist Seher Yeğin konuşmacı olarak katıldı. Ayrıca, Sosyalist Halk Partisi Milletvekili Ôzlem Çekiç, rahatsızlığından dolayı panel'e katılamadı.

 >>>

"İnsanların hak ve özgürlüklerini savunmak bölücülükse, evet ben bin kez bölücüyüm"
- Ferhat Tunç’la röportaj  Yazar: Deniz Berxwedan Serinci, Gazetecilik-bölümü, Odense Üniversitesi

 

......... Aleviler CHP'yi desteklediler, ama yanılmışlar
- Kürt sorunu hakkında düşünceleriniz nedir?
Kürt sorunda da açılımlar var. Bu savaşın bitirilmesi ve Kürt sorunun demokratik, barışçıl yöntemlerle çözülmesi benim bir sanatçıdan öte bir insan olarak beklentilerimi oluşturuyor. Türkiye’nin kendi sorunlarıyla yüzleşmesini önemsiyorum, ama o noktada somut adımların atılması önemli. Dersim sorunu gündeme geldi.
Türkiye Cumhuriyeti 86 yıllık tarihinde inkarcı ve imhaci bir mantıkla oluşmuştu. Bu zihniyeti savunan parti hiç şüphesiz CHP, Cumhuriyet Halk Partisi, dir. Yıllardır bu partiye desteği Aleviler vermiştir. Çünkü Aleviler bu partiye laik olduğu için kendi taleplerin karşılanacağını düşünmüşlerdir ama yanılmışlardır. Bugün gelinen noktada bu cumhuriyetin bu devletin hem Kürdü, hem Aleviyi, hem Ermeniyi dışlayan, inkar eden, yok sayan bir yaklaşım içinde olduğu ortaya çıkmıştır. .........

Aleviler yeni solun peşinde  dsevimay@milliyet.com.tr  30-Kasım-2009,

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız yeni parti girişimini anlattı.

 Onur Öymen'in Dersim açıklamalarıyla birlikte CHP ile arası açılan Aleviler yüzünü yeni sol partiye döndü. Dersim tartışmalarının hareketlendirdği sol ve Alevi siyasetindeki son gelişmeleri Milliyet'ten Devrim Sevimay'a anlatan Ali Balkız, artık yeni partinin içinde yeralacaklarını açıkladı. İşte o röportajı.

Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) bir süredir ciddi bir araştırma-tartışma faaliyeti içinde olduğu biliniyordu. Ancak Genel Başkan Ali Balkız’a ne zaman “Anlatma aşamasına geldi mi?” diye sorsak, aldığımız yanıt “Henüz değil” oluyordu. Sonunda bu hafta “Tamam” dedi Balkız, “Çok ayrıntıya girmesek de artık konuşabiliriz”. Biz de hemen sorduk:

İsviçre'de Yapılan Minare Referandumuna Yorumu!   

 

Seyit Rıza Bakır,

İsviçre'de cami-minare oylamasında çıkan sonuçtan sonra Türkiye ve diğer müsülman ülkelerde olmadık eleştiri ve senaryolar üretildi. Bu kendini çok adaletçi sayan müslüman kardeşlerimize bir çift "Aynalı Açılım" sözümüz var.

Ayna!
Minareye “Hayır” diyen İsviçrelilere kızıyoruz... Verdikleri kararın temel insan haklarına, inanç özgürlüğüne, hoşgörü ilkelerine aykırı olduğunu söylüyoruz... Acaba bu fırsattan istifade elimizi vicdanımıza götürerek

biraz da biz muhasebe ve özeleştiri yapsak mı?
Biz ulus olarak başka din ve inançtan insanlara pek mi saygılıyız?
Aleviler iktidarın cemevi açılmasına izin vermemesinden yakınmıyor mu?

TÜRKİYE DERSİM KATLİAMINI PROTESTO MİTİNGİNE HAZIRLANIYOR

 

 

”Biz Dersimliler, 13 Aralık 2009 tarihinde, Dersim Katliamını Protesto etmek ve bir daha bu ve benzeri acıların ülkemizde hiç ama hiçbir kesimin yaşamaması için, ‘Dersim Katliamdır - Arşivler açılsın sorumlular hesap versin’ adıyla bir miting düzenlemeye karar verdik. Miting, Dersimlilerin mitingi olarak görülmemelidir, Türkiye’nin demokratikleşmesi için verilen mücadelenin bir parçası olarak görülmelidir! Biz böyle görüyoruz!


Mitingin gücü, demokrasi güçlerinin gücü olacaktır!


13 Aralık Pazar günü, saat : 12:00'de Kadıköy İskele Meydanı’nda hep beraber olmaya çağırıyoruz!
” >>>

 

Dersim’in Çığlığını Duy!  AABF

 

1937-38 yıllarında, yani İkinci Dünya Savaşı arifesinde Hitler Yahudi soykırımı yaparken Anadolu’nun ücra bir köşesinde mazlum bir halk vahşice katliama uğruyordu. Munzur aylarca insan cesetleri taşıdı, mağaralarda insanlar gaz ile zehirlendi, insan etiyle beslenen köpekler çıldırdı. Kadın, çocuk ayrımı yapmaksızın 40 ila 70 bin civarında Dersimli öldürüldü.

Dersim’de isyan olmadı planlı bir katliam yapıldı.

15 Kasım 1937 tarihinde Dersim’in önde gelenleri, Seyitleri idam edildi. İdam edilenlerin mezar yerleri belli değil. Yakınları 72 yıldır atalarının mezar yerlerini arıyorlar. Evlatlık verilmiş yada çocuk yetiştirme yurtlarına verilmiş binlerce dersimli çocuğun akibeti belli değildir.

·         İdam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın

·         Devlet Dersimlilerden özür dilesin

·         38 de evlatlık verilenleri tam listesi açıklansın. Arşivler açılsın.

 Tarih: 06.12.2009     Yer: Köln Merkez ( Stolbergerstr.317, 50933 Köln )

Saat     : 14:00  İrtibat   : info@alevi.com

Almanya Alevi Birlikleri Federasyon,,  Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu,,,

Avrupa Koçgirililer Birliği

ONUR ÖYMEN DÜRÜST MÜ?   23.11.2009.     Bekir Özgür.

 

Bir gerçeği hem de parlamento kürsüsünden dillendirdiği için evet. Benim görüşümce Onur Öymen dürüst’tür. Baykal’dan daha dürüst’tür.

    Öymen sağcı bir diplomat ve politikacı olmasına karşın, C.H.P saflarında politika yapan -ben dâhil- kendisini demokrat, sosyal demokrat görenlerden daha dürüst.

.............Onur Öymen istifa etse de veya özür dilese de C.H.P nin asırlık politikası değişmeyecek. Feryadı figanımızdan anlaşılacağı üzere bizler C.H.P ye oy vermeye yani aptallığa devam edeceğiz. “Cellâdına âşık olmak” deyimi tam da bizi anlatmakta.

 

     Ne olur söyleyin bana; insanın kendisini aldatması bu kadar hoş, tatlı ve vazgeçilemez bir şey mi? Lütfen; Onur Öymen kadar dürüst ve gerçekçi olalım. Öymen’in açıklamasının verdiği mesaj; “C.H.P budur; siz kimsiniz? Safınızı yerinizi belirleyin”dir. 

 

 

 

ABF BASIN AÇIKLAMASI;  ''KATLİAMCI CHP''..  Ali BALKIZ Genel Başkan

 

10 Kasım 2009’da TBMM’de “Demokratik Açılım” konusu görüşülürken, CHP’yi temsilen söz alan ve meclis kürsüsünden konuşan Onur Öymen’in söyledikleri, CHP’nin demokrasiden ne kadar uzaklaştığını bizlere bir kez daha göstermiştir.

 Onur Öymen, bu konuşmasında Kürt sorununun; “Dersim sorunu” gibi çözümlenmesini öneriyor ve diyor ki; “Kurtuluş Savaşı’nda, Şeyh Sait İsyanında, Dersim isyanında, Kıbrıs’ta analar ağlamadı mı? Kimse ‘analar ağlamasın mücadeleyi durduralım’ demedi” demekte ve dolaylı olarak ta Kürt sorunun 1938 deki gibi, Dersim’de yapıldığı gibi çözülmelidir. Önerisinde bulunmaktadır.

 1937-1938’de Dersim’de yapılan katliamı, yaşanan vahşeti hala yaşayan canlarımız anlatmaktadır. Bellekler hala tazedir. Laç deresinin nasıl cesetlerle doldurulduğunu, Munzur suyunun günlerce kan kırmızı aktığını, kurşuna dizilenleri, kurşunla ölmeyenlerin süngülerle nasıl vahşice katledildiklerini anlatır dururlar.

CHP Sosyalist Enternasyonalden atılmalıdır.  Cenevre Halkevi

CHP, Türkiye'nin kanlı tarihine yeni bir utanç sayfası daha eklemek istiyor.

Cenevre Halkevi olarak başta sosyalist Enternasyonel hareketini ,üye tüm partilerini ve sosyal demokrat kamuoyunu bu militarist, ırkçı ve faşist anlayışı temsil eden bu partinin derhal saflarından söküp atmaları insanlık adına talep ediyoruz.

KATLİAMI ÇÖZÜM OLARAK SUNMAK İNSANLIK SUÇUDUR..  TUNCELİ DERNEKLERİ FEDERASYONU

.... Bütün bunlardan ötürü CHP’nin içerisinde hangi kademede olursa olsun faaliyet yürüten Dersim'lililere seslenmek istiyoruz. Bu kafatasçı zihniyetle bu halka bir şey veremeyeceklerini anlamış olmalısınız. Tüm onurlu Dersim'lileri CHP den istifa etmeye davet ediyoruz!

(((Aleviler, Kürtler dürüst demokratlar, hemen ,, Onur-suzluklarla Öyünen CHPden istifa edip çıkın, desteğinizi çekin.. )))

Yüzbinler 'eşit yurttaşlık' istedi
 

İSTANBUL (08.11.2009)- Aleviler sokağa çıktı, Kadıköy meydanı tarihi bir ana tanıklık ettti. Dötbir yandan İstanbul'a akan yüzbinlerce Alevi, “eşit yurttaşlık hakkı” talebiyle Kadıköy sokaklarını doldurdu. AKP'yi dara çekeceklerini belirten Aleviler, haklarını mücadeleyle kazanacaklarını haykırdı.

Kadıköy Meydanı tarihi bir güne tanıklık etti, tarihinin en kitlesel mitingini yaşadı. Yüz binlerce Alevi, Alevi Bektaşi Federasyonu'nun çağrısıyla İstanbul Kadıköy Meydanı'nda toplandı. 9 Kasım Ankara mitinginin yıl dönümünde İstanbul'da bir araya gelen Aleviler, “Artık sabrımız taşıyor” diye haykırdı. Devletin Alevisi olmayacaklarını güçlü, kitlesel ve kararlı bir şekilde bir kez daha dile getirdi.

MHP –CEM VAKFI  İTTİFAKI   Aydın Şafak - Viyana.

 

MHP 9. Kurultayını gerçekleştirirken, Alevi oylarının çantada keklik, söylemlerinden ve yazılanlardan hepimiz haberdardık. Ve gün geçtikçe bir takim insanları içlerine çekmek istemleri de bu sekliyle açığa çıkmış oldu. Çünkü Cem Vakfı’nın, Ankara’da düzenlemiş olduğu sözüm ona, Aleviliğin dünü ve bugünü adlı konferanslarla yola çıktığımızda, MHP meyvelerini de almaya başladı bile.

Diyeceksiniz ki hangi meyvelerden. Düzenledikleri toplantılara, özellikle MHP'lilerin katilimi boşuna olmadı. Ki Devlet Bahçeli keyfi olarak o toplantılarda ağırlanmadı. Bunun altında Aleviler üzerinde oynanmak istenen oyunlar masaya yatırılıyor. Ve de sonuçta oda oldu.

MHP 9.Kurultayını yaptı. MHP bu kurultayda yürütme kurulunu seçti. Yürütme kurulu içerisine, CEM Vakfi ikinci başkanı olan, ARCAN GÜVENC’i de seçtiler.

“Çalıştay yetmez” 28-10-09

TARAFINDAN: MILLIYET-KAZIM DOĞAN 

Alevi Çalıştayı önerisine karşı çıkan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Turgut Öker, sorunların çözüm adresinin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğunu, bu konuda bir an önce yasa çıkartılması gerektiğini söyledi

--- Öker, ”Eğer Başbakan Erdoğan ve AKP hükümeti sorunları çözme konusunda ciddiyse, bize karşı iki yüzlülük yapmıyorsa Meclis’i çalıştırıp yasalar çıkartır, Alevilerin taleplerini yerine getirir. Camilerin yasal statüleri ne ise cemevlerinin o olur. Sorunların çözümü üniversiteler, çalıtaylar olamaz. Alevilerin sorunu ancak yasalarla çözülür” diye konuştu.

Cemevlerinin İbadethane Sayılması Teklifi

Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç ve CHP'li milletvekilleri  Alevilere inanç özgürlüğü tanınması, cemevlerinin de ibadethane sayılmasına ilişkin kanun tekliflerinin TBMM Genel Kurulu'nda doğrudan gündeme alınmasının reddedilmesine tepki gösterdi. Milletvekilleri, bu konuda hükümeti samimi olmamakla suçladı.

GENǒTEN ALEVİLERE ‘ÇALIŞTAYA KATILMAYIN’ ÇAĞRISI- Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç ise yaptığı konuşmada, her türlü ayrımcılığa karşı olduğunu söyledi. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ‘İslam dininde ibadet camilerde, mescitlerde yapılır’ şeklinde görüş bildirmesini eleştiren Genç, "Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu tam bunların aradığı halifedir" dedi. Alevilere AKP’nin ‘Alevi Çalıştayına katılmamaları’ çağrısında da bulunan Genç, iftar yemekleri ve Çalıştay’ın göz boyamak için yapıldığını savundu. Genç "Bunlar TC devletinin cenazesini cami avlusuna getirdiler, bu cenazenin duasını bakalım yapacak, göreceğiz" dedi.

 

Cumhurbaşkanı’na açık mektup

MUNZUR; DÜŞLERİMİZİN, UMUTLARIMIZIN VE ANILARIMIZIN MEKÂNSAL KARŞILIĞIDIR.

FERHAT TUNÇ

Sayın Cumhurbaşkanım;  
25 yıldır daha yaşanılır bir ülke için şarkılar söyleyen bir sanatçıyım. Şarkılarımda vurguladığım gerçekler aynı zamanda ülkemizin gerçekleridir. Sesin ve notanın yetmediğini düşündüğüm yerde ise düşüncelerimi konuşarak, kelamım yettiğince dile getirmeye çalıştım. Şarkılarım ve konuşmalarım nedeniyle de yargılandım, tutuklandım ve ölüm tehditleri aldım. Bütün bu engelleyici tutum ve davranışlara rağmen geri adım atmak bir yana, insan ve aynı zamanda sanatçı olma sorumluluğumdan ötürü, ülkemizin barış ve halklarımızın bir arada kardeşçe yaşama arzusunu dile getirmeyi sürdürdüm.........

 

Sayın Cumhurbaşkanım;

 Tüm bu sebeplerden dolayı zat-ı âlinizden yöremizin ve bölge insanının hassasiyetini de göz önünde bulundurarak, Dersim’de yapılmak istenen ve bir doğa, kültür, inanç katliamı olan söz konusu barajların engellenmesi için gerekli duyarlılığı göstermenizi talep ediyor, şahsınıza derin saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum.  >>>

Avrupalı Alevilerden AB'ye sert tepki

Geçtiğimiz gün yayınlanan Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nda Alevilerle ilgili yapılan tespitlerin gerçeği yansıtmadığı ifade eden Alevi kurumları, Aleviler ile ilgili hazırlanan bölümün yetersizliğinden yakındılar.

Geçtiğimiz gün yayınlanan AB İlerleme raporuna yönelik bir basın açıklamasında bulunan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, raporun yetersiz ve özensiz hazırlandığı yönünde sert eleştirilerde bulundu. Son raporda Aleviler ile ilgili geçmişte yaşanan sorunlara yönelik bir düzelmenin algılandığını ifade eden AABK Yönetim Kurulu, bu durumun gerçeği yansıtmadığı dile getirdi.

Öker: “Alevi Çalıştayı oyalama taktiğinden başka bir şey değil”

ALEVİ ÇALIŞTAYI (Değerlendirme Mutlaka Okuyun) Süleyman ZAMAN  02.10.2009 

 

            Çalıştay; Bilim adamları ve uzmanların bir konuda ön hazırlık yapmak üzere katıldığı inceleme ve değerlendirme toplantısına denir.

            Bu anlamda Alevi Çalıştay; Alevilik ve Alevilerin sorunları konusunda araştırma yapmak, bilgi sahibi olmak ve belirlenen sorunlar hakkında konunun uzmanları, akademisyenler, araştırmacı yazarlar ve konunun taraftarlarıyla bir araya gelip çözümler üretmek amacıyla Hükümet'in veya yetkili organların düzenlediği bir dizi toplantıları içermektedir.

            Bir anlamda Alevi Çalıştay, ileriye doğru atılmış çok önemli bir adım olarak değerlendirilebilir.

            Ama bir başka anlamda ve uygulamada karşılaşılan somut verilere göre ise, Çalıştay; Alevilerin sorunlarını çözmek yerine daha da arttırmak gibi bir amacı da taşıyor olabilir. >>>

KUDRETİYLE KURNAZLIĞA SOYUNAN KAYMAKAM

9.10.2009  Abbas Tan  ABF Eski Gn.Bşk. Yrd. 

   

Bu ülkede gün geçmez ki yeni olaylara şahit olmayalım.

Her şey bitti şimdi de Kaymakamlarla mı uğraşılacak. Elbette bütün Kaymakamlardan bahsetmiyorum,Ulubey Kaymakamından bahsediyorum.

İnsanlar makam ve mevki sahibi olunca neden kendilerini kaybederler yada kendilerini ne sanırlar anlayabilmiş değilim. Adam kaymakam olmuş hem de adıyla sanıyla bir kaymakam. Adı KUDRET soyadı da KURNAZ.

 Bir kaymakam yasaların verdiği yetki ile görevini sürdürür,yetkilerini ve haddini de aşamaz. Birileri yanlış yapıyorsa yada yasaların dışına çıkıyorsa gereğini yapar ama Ulubey Kaymakamı  Kudretine güvenerek Kurnazlık yapıyor. Okul yardımını bahane ederek Alevilere  saldırıyor.

Kürt ‘Açılımına’ Dair Bildiri.

Adıyla çağırmamak bir yalan söyleme yöntemidir...

Kürt sorunu seksen yıllık bir tabuydu. Şimdilerde tabu olmaktan çıkmakta ve konuşulmakta ama yapılan konuşmaların, söylenen sözlerin reel bir karşılığı olup olmadığı hala tartışmalı. Nitekim Temmuz ayının sonunda ‘Kürt açılımı denilene Ağustosun sonunda ‘demokratik açılım’ deniyordu, Eylül sonunda artık ‘huzur ve uzlaşı projesi’ deniyor... Eğer bir sorunu çözmek gibi samimi bir niyetiniz varsa, önce onu adıyla çağırmanız gerekir. Unutmamak gerekir ki, farklı biçimlerde ifade edilse de  ‘açılım’ daha önce de gündeme gelmişti. Bir başbakan ‘Kürt realitesini tanıyoruz’ dedi, bir daha ağzına almadı, alamadı, bir başkası ‘AB’nin yolu Diyarbakır’dan geçiyor’ dedi o da bir daha ağzına almadı, alamadı... Zira söylediklerinin reel bir karşılığı yoktu. Neden olmadığı rejimin niteliğiyle ilgili tartışmayı angaje ediyor. Zira, Türkiye’de hükümet olmak hükmetmek anlamına gelmiyor. >>

--------------------

İsmail Beşikçi, Fikret Başkaya, Mahmut Konuk, Sibel Özbudun, Temel Demirer, Ragıp Zarakolu, Sait Çetinoğlu, Babür Pınar, Ayhan Çınar, Paşa Öztürk, Engin Bayramoğlu, Oktay Etiman, İsmet Erdoğan, Özgür Başkaya, Yücel Demirer, Attila Taygun, Deniz Zarakolu, Büşra Beste Önder, Hüseyin Taka, Hüseyin Gevher, Mehmet Özer, Recep Maraşlı, Cemil Gündoğan, Ahmet Önal, Adnan Caymaz, Ali İmren,

TSK'dan Alevi "açılımı" !

 

Laikliği ile övünen, dinci gericiliğin düşmanı olduğu propagandası yapan TSK’nın ne kadar “Sünni” olduğu asker cenazesinde ortaya çıktı.

Siirt’te girdiği çatışmada hayatını kaybeden Alevi askerin cenaze töreni camide yapıldı. Ailenin, töreni Alibeyköy cem evinde yapmak istediği ancak komutanların bunu kabul etmediği öğrenildi. Böylece Alevi bir genç, sırf ordu öyle istedi diye Sünni geleneklerine göre gömülmüş oldu.

 

((Bu nasıl  Alevi Kürt açılımı??  BIKTIK ARTIK. Askeri kışlaya çekip, anaların gözyaşını durdurmak yerine,  operasyonlar düzenleyip, durmadan Kürt, Türk kanı akıtan, ölülerimizi dahi elimizden alan,  bıktık artık bu,  Din-Ayetli  ‘’Yezit Türk İslam Devleti ve Hükümetinin elinden.. Yorum : Feramuz Acar ))

ALEVİLERİN    DEĞERLENDİRMESİ  GEREKEN  YENİ  OLANAKLAR / Teslim TÖRE

....Alevileri, sistem partilerinin kuyruğuna takmaya çalışan  bu  kuyrukçulara rağmen, Alevilerin artık,  katılımı oranında, kendi bileğinin gücü, alın teri, emek değeri olacak olan bir partinin kurulması için çalışan, Alevileri kendi özel ve tüzel kişilikleri ile  kendisi olmaya davet eden  Alevi Bektaşi Federasyonu  var. Aleviler için böylesi bir tarihi fırsat  ilk kez doğmuş durumda.  Aleviler, birilerinin  partisine destek olup kuyruğuna takılmak yerine, sadece kendileri için  de değil, halk için halkala birlikte  örgütlenme sürecini yakalamış durumda. Bu, süreç hızla ilerliyor. Yakalanmış olan bu süreç, alevi halkı tarafından  güçlü bir şekilde desteklenir ve hedefine ulaştırılabilirse, Aleviler kendileriyle birlikte, Türkiye halklarının ve insanlığın  geleceğine de   katkı yapmış olurlar.....

'Evet, Kızılbaşız, Aleviyiz'

 

Alevi Bektaşi Federasyonu, Star Tv'de yayınlanan “Desti izdiva甠 isimli evlenme programında bir kişinin “Ben Kızılbaş mıyım?” diyerek Alevilere ettiği hakareti Doğan Medya Center önünde protesto etti. Siyah çelenk bırakan Alevi örgütleri, “Star'ın ayıbı, devletin ayıbı” dedi.

KIZILBAŞ MI, KARABAŞ MI

 

Hülle imam nikahı kıyan
Kızılbaş mı karabaş mı
Çocukla gerdeğe giren

Kızılbaş mı karabaş mı

Kardeşçe bir arada yaşamak hakkımızdır!   25-08-09  AABK başkanı Turgut Öker


Avrupa´da yaşayan Aleviler olarak, örgütlendiğimiz son 20 yıl içinde „72 Millet birdir meydanımızda“ anlayışına uygun hareket ettik. Hiç bir inanca ve ulusa karşı ayrımcılık ve düşmanlık beslemeden eşit koşullarda bir arada yaşamayı savunduk.

 

Ülkemizde Kürt halkının kendi kimliğini ve kültürünü koruyabilme ve yaşatabilme haklarına sahip olmasını her koşulda destekledik.

 

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) olarak, Kürt açılımı çerçevesinde atılan adımların somut ve kalıcı kazanımlarla sonuçlandırılmasını öncelikle talep etmekteyiz.

Çatışmalardan ve gözyaşlarından beslenenlere asla taviz vermeden kardeşçe bir arada yaşama koşulları yaratılmalıdır. Alevi toplumu geçmişte olduğu gibi, gelecekte de bir arada yaşamaya hazırdır ve barışçıl çözümleri desteklemektedir.

 

TC‘de %73  ‘’Asalak Din-e-Zor’’ DİB’ten Memnun muş.. Feramuz Acar  /  22.01.2010

Devlet bakanı Faruk Çelik, AKP nin ‘’tartışmalı’’ Alevi açılım-çalıştaylarının sonuncusunun 28 Ocakta yapılacağını, ardından hükümetin Alevilerin taleplerine cevap vereceğini umduğu yol haritasının açıklanacağını söyledi. Diyanet’in kaldırılması konusuna da değinen Çelik: "Diyanet'in kaldırılmasına ilişkin değerlendirmeler yüzeysel. Diyanet'in durumundan yüzde 73'lük vatandaş kesimi memnun. Diyanet'i kaldırdığınız zaman yüzde 73 rahatsız olacak. Onu nasıl çözeceksiniz? 'Siz kendi talebinize bakın. Diyanet'ten memnun olanlar var' dedik" şeklinde açıklamada bulundu..   Evet sorunda burada yatıyor.. Sorun, ekmek  élden, su gölden, Alevilerinde verdiği zorunlu vergiden finanse edilen, zorunlu din dersi, zorunlu din, zorunlu  Diyanetten memnun olan ‘’asalak dine-zorlarda’’.. 

 

‘’Ben inciteyim, Sen incitme’’, Yok daha ne!..

İzinden döndük…

3-K ve Alevilik İslam içi dışı yaygarası.

Ya Sabır, Rüşvet Seçimi...

Aleviler Rızasız Lokma Yemez, Yedirmez...

Diyanet Camilerde ‘Aşure’ kaynatmaya başladı..

Danimarka’da Aleviler ve Avrupa Birliği Parlamento seçimleri. 

”Hocaefendi kitap yazacak, bizim çocuklarda okuyacak, ha!!'''    >>Diğer yazıları<<

 

Devlet Bakanı Faruk Çelik’in himayesinde, Doç. Dr. Necdet Subaşı’nın koordinatörlüğünde yapılan Alevi Çalıştayı’nın nihayet sonuna gelindi. 6-7 aydır devam eden Çalıştay’ın yedinci ve son oturumunun 28 Ocak’ta yapılmasıyla bu süreç sona erdi. Artık sıra bir rapor hazırlanarak Başbakan Erdoğan’a sunulmasında... Alevilere hangi hakların verilip verilemeyeceği bundan böyle Erdoğan’ın iki dudağının arasında olacak. Vay be ne günlere kaldık, sen onlarca kişiyi yedi kez bir salona topla, konuştur babam konuştur. Sonra kalk, nihai kararı vermesi için bir kişiye rapor sun… Amma da demokrasiymiş, tek adam demokrasisi dedikleri şey böyle oluyor herhalde!
Alevi Çalıştayı’nı başından beri tek tek Aleviler yanında, Alevi kurum ve kuruluşları da çok yakından takip etti. >>>

 

YEHOVA ŞAHİDİNE VAR; ALEVİ’YE YOK MU?

KİM GERÇEK ALEVİ ÖNDERİ KİM DEĞİL?

ALEVİLER TÜRK MÜ KÜRT MÜ?           

HAK VERİLMEZ SÖKE SÖKE ALINIR!

ZAHMET BUYURMASIN, REHA ÇAMUROĞLU'NUN SİVAS KATLİAMINI ÖNCEDEN BİLDİĞİNİ BİLİYORDUK

ALEVİLERİN ÜNLÜ KINALI KEKLİK YAZARLARINI DEŞİFRE EDİYORUZ…

Aleviler Ne İstiyor..

 

Turan Eser

ŞEFFAF VE KATILIMCI OLMAYAN SİYASETİN AÇILIMI NASIL OKUNMALI?

 

Politikacıların kullandıkları “açılım” gibi sihirli sözlerinin gücü ne kadar etkili olursa olsun, ne tür kullanılırsa kullanılsın, Türkiye’de inanç özgürlüklerinin yaşam alanını daraltan din ve devlet ilişkisinin sorunlu olduğunu gizleyemez. Öyle sorunludur ki, mevcut din devlet ilişkisi sorununun kapsamı, derinliği ve yapısı itibariyle, “perakende” ya da AKP hükümetinin “Alevi Çalıştayı” ile hedeflediği “yama” çözümlerle aşılacak gibi de görünmüyor.

 

 

Vicdani yüzleşme Turan Eser

DİYANETİ KAPATMAK İÇİN 35 NEDEN VAR (*) 
CHP DOSYASI - I & II

TURAN ESER’LE “ALEVİLERİN SİYASAL TUTUMU” ÜZERİNE SOHBET

 

Fezali Babadan Deyişler

 

ALEVİ'NİN YERİ

 

    Nerede ararsın Alevi özün

    O dünya'nın merkezi insanda dost

    Telli kuran söylenir çalar sazın

    O dünya'nın merkezi insanda dost 

 

  >>>

 

 

SÖZ VERDİK

 

Söz verdik bizler kurtuluş yolumuz

Yönetim denetim bizim olacak

Sözümüz birlikte çağrır dilimiz

Üretim  tüketim bizim olacak

 

 

MUSTAFA ELVEREN (EM.ÖĞRT.)

BAYRAK PROVAKASYONLARI

 

Bu güne kadar tüm protesto yürüyüşlerinde, kimi zaman bir maç karşılamasında, bazen asker uğurlamasında ya da bir düğünde, hatta kedi-köpek yarışmalarında bile Türk Bayrağı hep öne çıkartıldı. O nedenle Türkiye’de başta Mersin olmak üzere, bir çok il, ilçe ve beldede bayrak provakasyonları yaşandı. Bu provakasyonlar hep PKK bahane edilerek yapılmıştır.

 

Öyle bir ortam yaratıldı ki, provakatörlerin işi çok kolaylaştırılmıştır. Çok basit bir yönlendirmeyle kendini bilmez bir-iki cahil veya küçük yaştaki çocuklara bayrak yaktırabiliyorlar. Ya da herhangi bir Atatürk büstüne saldırıyı çok rahatlıkla yaptırabiliyorlar. Hatta, birkaç kuruş karşılığında kahvede oturan maganda tipli iki kişinin eline silah verip, DTP şimdiki adıyla BDP konvoylarında halkın üzerine ateş ettirebiliyorlar. Hem devletin ve hem de örgütlerin içinde uzantılarının olduğu anlaşılmaktadır.

Öyle güçlü bir lobi oluşturmuşlar ki, önce “fısıltı gazetesi”ni devreye sokup, hayali bayrak yaktırıyorlar. Ardından da “Ezan susmaz, bayrak inmez”, “Kahrolsun ….” naralarıyla Kürtleri linç etmeye kalkışıyorlar.  >>>

 

METİN AKTAŞ ALEVİLİĞİN NERESİNDE?

EŞ ZAMANLI PROVAKASYONLAR

SORUNLARIMIZI BİRLİKTE ÇÖZEBİLİRİZ

ÖNCE İNSAN OLMAK GEREKİR  

“Kürdistan Ve Türkiye Ortak Vatandır”

TÜRKİYE’DE YAŞANAN ÇELİŞKİLER

DİYARBAKIR ZİNDANI: MAZLUM(LAR)’IN YAKILDIĞI YERDİR  MUSTAFA ELVEREN-(EM. ÖĞRT.)

BU HOCA BENİ DİNSİZ YAPACAK  

OTUZ ÜÇ CAN

GÖSTERMELİK DEMOKRASİ

KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN TARAFLARIN İRADESİ VAR MI?

3K, Bir Slogan, 1 Mayıs Ve Sol

   

 Durak Arslan

Ker-bela…     Durak Arslan

Ker-bela’yı anlamak ve anlamlandırarak anmak üzere kaleme alınmıştır.

 

Bilim, “Denizin dibindeki en küçük kum tanesinden güneşe, tek hücreli bir balıktan en karmaşık insana kadar evrende her ne var ise, hepsi birbiriyle ilişki ve çelişki içindedir” der.

Ayrıca, “ Her varlığın bir karşıta sahip olduğu, karşıtların ise kendi içinde zıtlar barındırdığı doğrulanır” bilim insanları tarafından.

Hüseyin ile Yezit bu iki karşıtın, Hüseyin pozitif-artı’nın, Yezit negatif-eksi’nin sembolüdür.

 Yeryüzünde iki karşıtın çakıştığı trajedik ve en çarpıcı noktadır “ker-bela”.

Hüseyin’i hatırladığınız zaman, Yezit çıkar hemen karşınıza. Yezit’i lanetlerken, hemen Hüseyin belirir iç sızınızda, göz yaşınızda.

Biri sevgi’nin, diğeri nefretin temsilcisidir. Biri dostluğun, diğeri şiddetin insandaki tecellisidir. >>>

 

  

Durak Arslan “Diyanet haram yiyerek, günah işliyor” dedi.  14-09-09
NASIL…

Íki A… (Avrupa Aleviler)  

 

2 Temmuz'da Ateşde Semah Dönmek!

Karanlık düşünceler, tarihin her döneminde ve yer kürenin pek çok bölgesinde, aydınlık düşüncelere saldırmışlardır! Zira, yarasalar ışıktan kaçarlar, yüreklere, beyinlere ve dünyaya zulüm saçarlar!...
Özünde insan sevgisini, hak, adalet, hümanizma, bar
ış ve kardeşliği savunan, toleransı, sevgiyi öne çıkaran; özgürlügü, insanı kutsal bir varlık gören ve merkeze alan Pirsultan izinde gidenlerin kültür ve inancını; çağdışı yaklaşımlar ve bağnaz kafalar idrak edemezler!...

Şölene  kibrit    çaktılar

Göz göre göre yaktılar

Karanlık güçler baktılar

Dünya duydu bu vahşeti

Bak yiyorlar insan eti!...

 

Çorum Katliamı belgeseli yapılıyor.

Çorum Katliamı 29 yıl sonra anıldı

Çorum’da 4 Temmuz 1980’de ülkücülerin sol görüşlü ve Alevi yurttaşların oturduğu Milönü Mahallesi’ne saldırısında ölen 100’ün üzerindeki yurttaş anıldı. Binlerce ev ve işyerinin tahrip edildiği katliamın üzerinden 29 yıl geçti.

DABF'den '''Alevi Çalıştayına'' görüşler.

 

Bugüne kadar Türkiye’de hiç bir siyasi iktidar, Alevi-Bektaşi-Kızılbaş inanç toplumunun taleplerini ciddiye almamıştır.. Özelikle  2 Temmuz 1993’ten bu yana, Türkiye ve Avrupa’da, Alevi kurumlarının sürdürdüğü mücadele sonucu,, Türkiye’de Alevilik sorunu, iktidarların artık MUTLAK çözüm üretmesi gereken bir konu haline gelmiştir.  

Son TC, AKP hükümetinin bugüne kadarki  sözde ‘Alevi açılımları’ Alevilik sorununa bir açılım sağlamamıştır..  Aslında ortada hiç bir ‘’açılım veya çalıştaya’’ gerek yoktur,, Alevilerin yasal verilmesi gereken hakları vardır..

ABF 'Alevi Çalıştayı'na İlişkin Düşüncelerini Açıkladı

ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU BASIN AÇIKLAMASI

 

* "Alevi Çalıştayı"na Katılıyoruz.

* Sorunlarımız ve Çözüm Önerilerimizi Sunuyoruz.

* Yeter Artık, Çözüm Bekliyoruz…

Zorunlu Din Dersleri Kaldırılmalıdır,,,, Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB)Kaldırılmalıdır,,,,  Cemevleri Yasal Statüye kavuşturulmalıdır,,, Madımak Müze Olmalıdır,,,, Alevi köylerine cami yapılması politikalarından vazgeçilmelidir,,,  Başta Hacı Bektaş Dergahı olmak üzere; 667 sayılı Tekke ve Zaviyeler kanunu ile el konulmuş olan Alevi-Bektaşi Dergahları (makamları) gerçek sahiplerine iade edilmelidir.

Anadolu’daki Kızılbaş Aleviler`de Hızır, özlem ve umudun atlısıdır.

H. Kılavuz dede.

Hızır kültü, orta doğudaki bütün halkların söylencelerinde vardır. Hızır ayında oruç tutulur, Cem bağlanır, ve Semah dönülür. Alevilik Cem ve Semah`da gizlidir.
Anadolu’da binlerce mekan ve yerin adı Hızır ismiyle çağrılır. Kur`an ve Tevrat`ta adı anılır. Halk inançlarında Peygamber sayılır. Hızır İlyas bayramı, Hızır postu, Hızır suyu, Hızır dağı, Hızır ziyareti ve Hızır orucu vs. gibi isimlerle anıla gelmiştir .
Hızır kültü, orta doğudaki bütün halkların söylencelerinde vardır. Hızır ayında oruç tutulur, Cem bağlanır, ve Semah dönülür. Alevilik Cem ve Semah`da gizlidir. Cem ve Semah Cem Evinde yapılır. Cem Evi yoksa Talib ve Pir hangi mekanı uygun görürse Cem orada o mekanda bağlanır.
 

Cem (Cumhuriyetçi Eğitim) Vakfı Genel Başkanı İzzettin Doğan Alevi örgütlerine, yöneticilerine, büyük Alevi mitingine katılanlara; Sivas’ta, Maraş’ta, Gazi’de öldürülen Alevilere kontrolsüzce saldırmaktadır. Onları “ateist”, “İslam dışı olmak”la suçlamaktadır. Mitingde Alevilere misafir olan dostları da “Mitinge gelenlerin büyük çoğunluğu Alevi değildi” diyerek küçümsemektedir. Bu saldırıları Zaman, Yeni Şafak, Vakit gibi dinci, gerici yayın organlarında yapmaktadır. İzzettin Doğan kendisini bir Alevi Yol önderi sanmaktadır.

Yol’u Türkçü-Müslümanlık gibi anlatan, Aleviliği “Gerçek Türk-İslam Sentezi”, “Türk-İslam’ın özü” gibi anlatan Türkçü-Müslüman İzzettin Doğan’a şeriatçılar destek ve güç vermektedirler.

“Oruç, namaz, gusülü hac hicap âşıklara,
Aşık ondan münehhez halis heves içinde.
Ey âşıklar, ey âşıklar Işk mezhebi dindir bana,
Gördü gözüm dost yüzünü, yas kamu düğündür bana.
Oruç, namaz, zekât, hacc cürmü cinayettir,
Fakir bundan azaddır, hassı heves içinde.” (Yunus Emre
)

Ünsal Öztürkün Yeni Kitabı - Gizli Bilgilerin Sahipleri ve Aleviler

 

Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

 

 Emekçi'nin Şiir kitabı:  Ben Yanarım Sivas Yanar, tüm canlara tavsiye ederiz,

alevi dk video

Emekci:

Emekci

DABF

     

 

ARKİV DANSK 

ARŞİV TÜRKÇE 

 

 

Subscribe to RSS headline updates from:
Powered by FeedBurner